Sei sulla pagina 1di 51

Kitabın Adı : Siyasi Vasiyetim

Eserin Orijinal Adı: Bormann Vermerke


Yazan : Adolf HMitler
Kayıt Tarihi : 4 Şubat 1945-2 Nisan 1945
ÖNSÖZ
Çeviri: Prof. Dr. Kâmil Turan ilk
Yayın Tarihi : Ocak 2002
Tarafsız bir kalemden Nazi Almanya'sının tarihi he-
Yayın Sorumlusu nüz yazılmamıştır. Dünyanın bir çok memleketlerinde
Lâtif UĞURTEKİN 1933-1945 yılları arasında Almanya'da hükümran olan
3'ncü Reich'ın idaresini inceleyen eserler yayınlanmakta-
Genel Sanat Yönetmeni dır. Fakat bunlardan pek azı Nasyonal - Sosyalist düşmanı
Yılmaz ERGÜL - Sevda UĞURTEKİN propagandasından kurtulabilmiş, hemen hemen hepsi
Dizgi ve Sayfa Düzeni "Hitler bir deli idi," peşin fikrini kabul etmiş gibidirler.
Hülya AŞKIN
1952-1953 yıllarında Avrupa'nın bir çok ülkelerin-
de "Bormann Vermerke" (Borman'ın Notları) ismi altın-
Kapak Grafik
Serkan KORKMAZ
da yayınlanan kitapta, Adolf Hitler tarafından 4 Şubat
1945 tarihinden 2 Nisan 1945 tarihine kadar, bazen
Düzelti uzun aralıklar vererek, en güvenilir arkadaşı Martin
Ruhsar ÇİÇEK BORMANN'a tutturduğu 18 nottan oluşmuştur.
"Bir deli," diye kesinlikle reddedilemeyecek kadar
Montaj önemli bir ruh ve kafa yapısına sahip olan HİTLER, dikte
Remzi KODAMANLAR ettirdiği bu satırlarda harbin o günlere kadar izah edi-
lemeyen bir çok yönlerini berrak bir ifade ile anlatmakta-
dır. Ümitle ümitsizliğin, zafer heyecanı ile yenilgi endişe-
Bu kitap Udin Ofset tesislerinde basılıp ciltlenmiştir.
sinin, harbin karanlık günleri ile aydınlık yarınların iç içe
anlatıldığı bu notlarda, Almanya'da 12 yıl iktidarda kalan
Kapak Resimleri: Lâtif Uğurtekin özel Arşivi. Nasyonal-Sosyalist felsefesinin kurucusu, yürütücüsü ve
ruhu olan HİTLER'in dünyasını hiç olmazsa kendi ifadesi
ile okumak mümkün olacaktır. Propaganda faaliyet-
Elektronik Kitaplaştıran: Gerilla lerinin hissi ve taraflı tesirinden sıyrılacak bir gelecekte,
muhakkak ki Üçüncü Reich Almanya'sının tarihi başka
bir şekilde yazılacaktır.
Not: Emeğe saygı açısından kitabın Prof. Dr. Kâmil TURAN
orijinalini satın alın…
•5»
FÜHRER İN GENEL KARARGÂHI 4 Şubat 1945
Churchill kendini Pitt'le1 bir tutuyor. Bu tahminde ne kadar yanılıyor. 1793 yılında Pitt otuz-
dört yaşında idi. Churchill, ancak çılgın Roose-welt"in direktiflerini yerine getirip,
uygulamakla görevli bir ihtiyarcıktır.
O zamanki ve bugünkü şartlar kesinlikle birbiriyle mukayese edilemezler. Devrin
özelliklerinin gö-zönüne alınması gerekmektedir. İngiltere'nin önemli çıkarları açısından
Napoleon'la anlaşmayı reddetmekte Pitt haklı idi. İmkânsız şartlar içinde dahi olsa, inadında
sebat etmekle Pitt, ülkesinin XIX 'ncu
l PİTT: (1759-1806) İngiliz devlet adamı, Büyük İhtilâlin ve Birinci Napoleon'un azılı düşmanı.
Siyasi Vasiyetim Siyasî Vasiyetim

asırda oynayacağı roldeki şansını muhafaza etti. Bu ze alarak, onlara bir temizlik imkânı veriyorduk. Fa-
hayat bahşeden bir politika idi. Hâlbuki Churchill, kat bu uyurgezerlerin iyi niyetli bir insan hakkında
benimle anlaşmayı reddetmekle, memleketini bir in- besledikleri kin, onların muhafazakârlık duyguların-
tihar politikasına doğru sürükledi. O, bir harbi, on- dan daha kuvvetlidir. Yahudi hâkimiyetinin Churc-
dan önceki bir harbin ölçülerine göre yürüten gene- hill devri İngilteresinin üzerindeki kudretini küçüm-
rallerin işledikleri hatanın aynısını işledi. Biribirleri- semiştim. Aynı İngilizler Nasyonal Sosyalizmi kabul
nin tamamıyla aksi olan iki durum karşısındayız. etmektense yanılgılar içinde yıkılıp gitmeyi tercih
Dünya politikasının yeniliği, Amerika Birleşik Dev- ediyorlardı. Onlar şöyle böyle gösteriş kabilinden
letleri ve Sovyetler Birliği isimli bu iki devin mevcu- bir Yahudi düşmanlığı gütmemizi kabul edebilirlerdi.
diyetidir. Pitt'in İngiltere'si Avrupa'nın bir tek hâki- Fakat Dünya'daki Yahudi kudretini temeline kadar
miyetin altına girmesine engel olmakla yani Napo- yıkmak azmimize gelince, kâfi derecede sağlam mi-
leon'un emellerine set çekmekle, Dünya'daki kuvvet deleri olmadığından, onlar bunu hazmedemezlerdi.
dengesini sağlıyordu. Churchill İngiltere'sine gelince
durum bunun tamamıyla aksi idi. İngiltere bu kuvvet Pitt'in dehası devrin şartlarına uygun, gerçekçi
dengesini ayakta tutmak için, Avrupa'yı birleştirmek bir politika gütmesinde idi. Öyle bir politika ki,
mecburiyetinde idi. memleketinin fevkalâde hamlelerinin yaratıcısı ol-
muş, İngiltere'ye XIX 'ncu asır boyunca, bütün dün-
Harbin başlangıcından beri, sanki Churchill bu yada bir üstünlük sağlamıştı. Halbuki bugün değişmiş
büyük politikadan anlama zekâ ve yeteneğine sa- bulunan şartları hesaba katmayan Churchill'in Pitt
hipmiş gibi davranmaya kendimi zorladım. O, bir politikasının adi kopyası şeklinde takip ettiği yol,
uyanıklık anında bu politikayı anlayabilirdi. Fakat baştan aşağıya kadar ahmakça bir yanlışlıklar ko-
çoktan beri Yahudilere bağlanmıştı. Düşüncem İngi- medyasıdır. Çünkü Büyük Pitt'ten beri dünya çok
lizlere müsamaha etmekle, Batıda tamiri imkânsız değişmiştir! Şayet insanlığın değişim ve gelişimi ge-
bir durum yaratmamaktı. Daha sonra, Doğuya sal- çen asırda yavaş idiyse, Birinci Dünya Harbinden hız
dırmak, komünist çıbanını deşmekle, batılılar nez- almış ve şu an içinde bulunduğumuz harpte değişimi
dinde bir iyi niyet tepkisini uyandırmak ümidini bes- vadesinin sonuna vardırmıştır.
liyordum. Onlar iştirak etmedikleri hâlde, bu hare-
Kudret itibariyle, XXI 'ncu asrın başında yalnız
ketlerimle, Batı'nın zehirden arınması işini üzerimi-
Avrupa söz konusu olabilirdi. Asya'nın büyük impa-
Siyast Vasiyetim Siyasî Vasiyetim

ratorlukları ölüm uykusuna benzeyen bir uykuya gö- Şayet kader ihtiyarlayan ve nesilleri kuruyan İn-
mülmüşlerdi. Yeni Dünya, Avrupa'nın eskiden mey- giltereye yarı Amerikalı, ihtiyarlamış ve Yahudileş-
dana gelmiş bir parçasından başka bir şey değildir miş, Churchill denen bu başbakan yerine, yeni bir
ve hiç kimse haklı olarak yeni istiklâle kavuşmuş on Pitt ihsan etseydi, İngiltere'nin gelmek halini almış
üç İngiliz kolonisinin muhteşem kaderini önceden olan denge politikasını gayet iyi bilen Pitt'in idaresi
göremezdi. On üç, -Ben ki hurafeye inanmam- bu altında, bu memleket bambaşka bir ölçüde, dünya
rakam beni öyle olmaya sevketmekte idi. Dört mil- ölçüsünde, ortaya çıkardı. İngiltere Avrupa'da reka-
yon nüfuslu bu yeni devlet yüz yıllık bir zaman içinde betleri muhafaza edeceğine, onlara sebebiyet vere-
ölçüsüz bir şekilde büyümüş ve XX 'nci asrın başında ceğine ve tahrik edeceğine, hiç olmazsa Avrupa'nın
Dünya'nın en kuvvetli devleti haline gelmişti...2 birleşmesine sesini çıkartmayacaktı. Birleşmiş bir
Avrupa'nın müttefiki olacak, böylelikle dünya me-
1930 ve 1940 yılları arasındaki kesin devir
selelerinde hâkem rolünü muhafaza edecekti.
içinde, durum Napoleon ve Pitt zamanında oldu-
ğundan tamamıyla farklı idi. Büyük harpte yıpranan Sanki Yüce Tanrı Albion şehrini, tarihi boyunca
Avrupa, üstünlüğünü yitirmişti. Onun öncülük rolünü işlediği suçlardan ötürü cezalandırmak istiyormuş
artık kimse tanımıyordu. Avrupa hâlâ dünyanın gibiydi.4 Oysaki bu şehrin kuvvetini, işlediği suçlar
çekici bir noktası olmakta devam ediyor, ama öne- temsil ediyordu. Mukadder bir zamanda
mini gittikçe kaybediyordu. Birleşik Amerika Devle- Churchill'in başbakan olması, İngiltere ve Dünya
tinin, Rus-Asya İmparatorluğu denen devin ve niha- için cezanın Yüce Tanrı tarafından tayin edilmiş ol-
yet Doğan Güneş İmparatorluğunun 3 kudretinin duğunu göstermektedir. Büyük Britanya'nın dejenere
meydana gelişi ölçüsünde Avrupa önemini gittikçe olmuş ileri gelenlerine Churchill çok gerekli bir
kaybediyordu. adamdı. Sınırsız bir imparatorluğun ve Avrupa'nın
kaderinin tayini, ne yazık ki bu yaşlı artist simsarına
kısmet oluyordu. İleri gelenlerinin dejenere olma-

2) ONÜÇ KOLONİ: A.B.D. yi birleşerek kuran ilk on üç İngiliz 4) ALBION: XII. asırda bir mezhebin yayıcısı haline gelen Fransız
Kolonisi. şehri. Şehir ve halkı Papa tarafından açılan bir haçlı seferinde tahrip
3) DOĞAN GÜNEŞ İMPARATORLUĞU: Japonya. ve perişan edilmiştir.

•10' •11 <


Siyasî Vasiyetim
SlyasT Vasiyetim
sız düşen büyüklük politikalarından mecburen vaz-
sından dolayı, insanın İngiliz halkının kâinat üzerin- geçeceklerdi. Bu devletlerin Kuzey Afrika ve Orta
de kurduğu hâkimiyeti temsil eden değerlerden şüp- Doğu politikaları da kendiliklerinden her türlü ihti-
he edesi geliyor. Şahsen ben, bu değerlerin hâlâ ya- rastan arınacaktı. Bu keyfiyet ise Avrupa kıt'asına
şadıklarından şüphe ediyorum. Zira İngiliz halkının, İslâm devletleriyle cesurane bir dostluk politikası ta-
şeflerinin yanlış hareketlerine cevap teşkil edecek kip etme imkânını bahşedecekti. O zaman Avru-
hiç bir direnişi olmadı. Halbuki İngiltere'nin yeni ve pa'nın yaratmış olduğu endişelerden kurtulan İngil-
faydalı bir yola kahramanca atılmasına yarayacak tere, kendini tamamıyla İmparatorluğunun geleceği
çok sayıda fırsat ortaya çıktı. için vakfedebilecekti. Nihayet, batı cephesi güvenlik
İngiltere şayet isteseydi, 1941 yılının sonunda altına alınan Almanya, kelle koltukta kendini hakiki
harbe son verebilirdi. Londra'nın göklerinde karşı görevine verebilirdi. Bu görev Alman mevcudiyeti-
koyma azmini ispat etti ve İtalyanların Kuzey Afri- nin hayati gayesi, Nasyonal - Sosyalizmin sağlıklı
ka'daki haysiyet kırıcı yenilgilerinde hâkim unsur ve güçlü oluşumu: Yani bolşevikliğin ezilmesi i-
rolünü oynadı. İngiltere kendileri için bir gelenek di. Bunun neticesi olarak Alman halkının istikbâlini
halini almış olan bir barış antlaşması yapabilirdi. garantiye alacak olan, doğudaki toprakların fethi
Fakat Yahudiler buna meydan vermediler. Churchill başlayacaktı.6
ve Roosevelt gibi Yahudi taraftarları, bu barışı kun- Hayatın kaidelerinin mantığı, her zaman bizim
daklamakla görevli bulunmakta idiler. beşeri mantığımızdan ayrılır. Biz her zaman anlaş-
Kaldı ki bu barış Amerikalıları Avrupa'nın işle- ma yollarına gitmeye ve Britanya İmparatorluğunun
rinden uzak tutacaktı. Avrupa meseleleri Üçüncü devamını sağlamak için, bütün kuvvetimizi terazinin
Reich'ın idaresi altında aceleyle halledilecekti. Bir kefesine atmaya hazırdık. Kaldı ki hakikatte dün-
defa Yahudi hakimiyeti tecrit edildikten sonra bu ya'nm en sefil insanı dahi bence İngiliz dediğimiz
kolay bir şeydi. Sıra ile birkaç ay aralıkla iki Ger- bu azametli adalıların herhangi birinden daha sem-
men kuvveti tarafından mağlup edilen Fransa ile patiktir. Her halükârda Almanlar daha sonra yarın-
İtalya, büyüklük hevesinden derslerini almış olacak- ki dünya'nın kendilerini güçlükle affedebilecekleri,
lardı.5 Her iki Lâtin devleti de kuvvetleriyle orantı-
6) Hitler'in Lebensraum politikası,
Almanya ile İngiltere kastediliyor.
•13'
•12»
Siyasî Vasiyetim Siyasî Vasiyetim

modası geçmiş bir iddiayı müdafaa etmeye sürük- 1941 yılı başında Afrika'daki başarıları ile pres-
lenmedikleri için kendilerini bahtiyar sayacaklardır. tejini yeniden elde eden İngiltere, Almanya ile beyaz
Harbin sonu ne olursa olsun, bugünden itibaren İn- bir sulh anlaşması imzaladıktan sonra, en iyi şartlarla
giliz İmparatorluğunun sonunun geldiğini haber ve- harpten çekilebilirdi. Haddi zatında en korkunç
rebiliriz. Bu imparatorluk ölüm darbesini bu harpte düşmanlarından daha hırslı olan müttefikleri Yahudi-
yemiştir. İngiliz halkının geleceği, lânetli ada- lerin ve Amerikalıların kanunlarına İngiltere niçin
sında açlık ve veremden ölmektir. boyun eğmeyi kabul etti? Çünkü harbi kendisi için
değil toz kondurmadığı müttefikleri için yapıyordu.
Aslında İngiltere'nin inadı ile Üçüncü Reich'ın
azimli direnişi arasında hiçbir benzer taraf yoktur. Ama Almanya için hiçbir tercih hakkı yoktu.
Harbin başında İngiltere yolunu seçmek imkânına Bütün Almanları büyük bir devletin sınırları içinde
sahipti. Hiçbir şey İngilizleri harbe atılmaya zorla- birleştirmek ve bu millete hakiki bir istikbâlin şartla-
mıyordu. Halbuki bunlar, yalnız harbe atılmakla ye- rını, yâni yaşayış imkânlarını sağlamak idealimiz an-
tinmeyip, aynı zamanda mücadeleyi kışkırtmışlardı. laşılır anlaşılmaz, birden bütün düşmanlarımız karşı-
Şayet harbe taraftar olan İngiliz ve Fransızların kötü mıza dikilmişlerdi. Harp kaçınılmaz oluyordu. Bu
niyetli politikaları olmasaydı, Polonya intihar po- harbi önlememiz için Alman milletinin temel menfa-
litikasına sürüklenmezdi. Bütün bunlara rağmen, İn- atlerine ihanet etmeyi kabul etmemiz lâzımdı. Temel
giltere bu hataları işledikten sonra bile, ya Polon- menfaatlerimizi göstermelik bir bağımsızlık karşılı-
ya'nın harp dışı edilmesinden veya Fransa'nın mağ- ğında değişemezdik. Böyle bir tutum, ceplerini dol-
lûbiyetinden sonra oyundan dışarı çıkabilirdi. Böyle durmak için bir takım boş formüllerle gargara yap-
bir davranış, muhakkak ki İngiltere için çok şerefli maya daima hazır olan, İsveçliler'in ve İsviçreliler'in
sayılmazdı. Bununla birlikte bu konularda zaten İn- işine gelirdi. Zaten Weimar Cumhuriyeti de daha
gilizlerin izzeti nefsi pek hassas değildir. İngiltere fazlasını istememişti. Ne yapalım böylesine bir ihtiras
hiçbir şey yapamasaydı, Fransa'nın 1940 Mayısın- (!) Üçüncü Reich'm felsefesine uydurulamazdı.
da Belçika için yaptığı gibi mağlûbiyetinin büün
Harbi yapmaya bin defa mahkûmduk. Bizim
mesuliyetini eski müttefikleri üzerine atamaz mıydı?
için mühim olan nokta en elverişli anı seçmekti. Bir
Zaten bu dâvadan yüz çevirmesi için İngilizlere biz
defa işe giriştikten sonra, geri çekilmenin mümkün
de elimizden gelen yardımı seve seve yapardık.
olmayacağını belirtmeye bilmem gerek var mı?
• 14 • • 15 •
Siyasî Vasiyetim

Düşmanlarımız yalnız Nasyonal-Sosyalizmin doktri-


ninden gocunmuyorlardı. Onlar Alman milletinin
değerlerine can veren Nasyonal-Sosyalizmin kanına
susamışlardı. Demek ki onlar Alman milletinin yıkı-
lışını istiyorlardı. Bu düşünce üzerinde yanılmamızın
en ufak bir ihtimali dahi yoktur. Bize karşı düşma-
nın kini ilk defa olarak dalkavukluktan daha kuvvetli
olarak kendini gösteriyordu. Düşüncesinin dibini bi- FÜHRER'İN GENEL KARARGAHI,
ze bu kadar açıkça gösteren düşmanlarımıza ne ka-
dar teşekkür etsek yeridir. 6 Şubat 1945
Etrafımızı istilâ eden bu mutlak kine, biz ancak
bir ölüm kalım harbi ile karşı koyup başarı elde ede-
biliriz. Hayatımızı devam ettirmek için mücadele et-
tiğimizden dolayı, kelle koltukta savaşıyoruz. Ne Her iki tarafın da misli görülmemiş bir şiddetle
olursa olsun yaşamak için yaptığımız bu kavgayı öle- güttükleri elli dört aylık dev bir mücadeleden sonra,
ne kadar devam ettireceğiz. Bu harpten, Almanya? Alman milleti kendisini yok etme iddiasında olan
her zamankinden kuvvetli, İngiltere ise her zaman- bir koalisyonun karşısında tek başına bulunuyor.
kinden zayıf çıkacaktır. Felâketlerin ve düşmanlıkla- Sınırlarımızın dört bir tarafında harp kudurmuş-
rın Almanya için büyük hamlelere başlangıç olduğu- casına devam ediyor. Başkentimizin etrafındaki
nu tarih ispat edecektir. Bu harpte Almanya, bütün harp çemberi gittikçe daralıyor. Düşman nihai hü-
diğer milletlerle mukayese edilmeyecek derecede acı cumu yapmak niyetiyle bütün kuvvetlerini topladı.
çekmiştir. Milletimizin bu harpte çektikleri, gelecek- Onlar için bizi yenmek değil, ancak bizi ezmek
teki büyük zeferlerimizin yardımcısı olacaktır. Bütün arzusu söz konusudur. Devletimizi yıkmak, Dünya
kurbanlara ve azmine rağmen, Yüce Tanrı bu milleti Görüşümüzü (Weltansehaung) silmek, Nasyonal -
yüz üstü bırakırsa, o zaman bu millet, öyle büyük bir Sosyalizme olan inancı yüzünden Alman milletini
imtihana sokulmuş olacak ki, bu da onun hayat hak- köle haline getirerek cezalandırmak istiyorlar. Mü-
kını daha fazla kuvvetlendirmiş olacaktır. cadelenin son çeyrek saatini yaşıyoruz.
.17.

1
¥>':
İ
Siyasi Vasiyetim Siyasi Vasiyetim

Durum vahimdir. Çok vahimdir. Hatta ümitsiz müdafaa etmek için, mücadeleye devam etmek
gibidir. Yorgunluğa, bitkinliğe mağlup olabilir, cesa- mecburiyetindeyiz. İnsan mücadele azmini muhafaza
retsizliğe mahkûm olabilir, hattâ düşmanlarımızın ettiği müddetçe, ümit daima var demektir. Bu
zaafını unutmak derecesine düşebiliriz. Kaldı ki bu gerçek her şeyin mahvolduğunu düşünmemize mâni
zaaflar mevcuttur. Karşımızda kin ve kıskançlık sa- olmaktadır. Yok şayet her şeye rağmen, kader,
ikiyle toplanmış, ahenksiz bir koalisyon vardır. Bu tarih boyunca bir defa daha karşımızdaki kuvvetlere
koalisyon, bağlarını, ilhamını, Yahudileşmiş liderle- mağlûp olmamızı emrediyorsa, bu tecelli, başlar dik
rin, Nasyonal-Sosyalizmden edindikleri büyük korku tutularak, Alman milletinin şerefi lekelenmeden ye-
ile donatıp, güçlendirmiştir. Bu şekilsiz düşmanlık rine getirilmelidir. Ümitsiz bir mücadele, sonsuza
ile mukayese edilecek olursak, biz yine de talihli kadar örnek olma kıymetini muhafaza eder. Leoni-
sayılırız. Çünkü kendi irademizden başka hiçbir das'ı 7 ve onun üç yüz Ispartah'sını hatırlamalıyız.
kimseye bağlı değiliz. Bu mücadele neyi sembolize Zaten kendimizi koyun gibi boğazlatmak alışkın ol-
etmektedir? Acayip bir yığınla, büyük, ama akıta- duğumuz bir davranış tarzı değildir. Belki bizi mah-
cak kanı kalmamış, hiçbir düşmanlığın yenemeye- vedecekler ama, yolumuz mezbahaya uğramaya-
ceği bir cesaretle donanmış, düzenli bir kitlenin kar- caktır.
şılaşmasıdır bu. Alman milleti gibi karşı koyup, di-
renmesini bilen bir milletin böyle bir köz yığını içe- Hayır. Asla ümitsiz bir durum diye bir şey kabul
risinde bilâkis o daha sarsılmaz, daha cesur bir ruhu edilemez. Alman milletinin tarihinde kaç defa ümit
çelikleştirmesini bilecektir. Mağlubiyetimizin çapı ne edilmedik anlarda, kader ters yüzü dönmüştür. Yedi
olursa olsun, önümüzdeki günlerde bu ortamda dahi Sene Harpleri sırasında İkinci Frederick mahvolma-
Alman milleti yepyeni kuvvetlerle yeniden doğa- nın eşiğine gelmişti. 1762 yılının kışında tâyin ettiği
caktır... Ve halihazırda durum ne olursa olsun, mil- güne kadar durumunda bir değişiklik olmazsa
letimiz muzaffer yarınları görecektir. Tazı payı etra- kendini zehirlemeye karar vermişti. Oysaki bu müd-
fında kavgaya tutuşan yaratıklar, bizden lâyık olduk- detin bitiminden birkaç gün önce, Rus Çariçe'si
ları cevabı alacaklardır. Onların tutumları bizi eli- aniden ölmüş, mucize kabilinden durum tamamıyla
mizde kalan tek çıkış yoluna sürüklemektedir. Ümit- tersine dönmüştü. Büyük Frederick gibi biz de bir
siz bir saldırıyla, arkamıza bakmadan, daima düş- 7) LEONIDAS (M.Ö. 490 - L) Ispartanın birinci kralı. Perslere
manın karşısında, vatanın topraklarını adım adım karşı Termogil geçidini 300 Ispartalı ile savunan kumandan.

• ıs» '19
Siyasi Vasiyetim

koalisyonla karşı karşıyayız. Kaldı ki bir koalisyon


sabit bir realite değildir. Mevcudiyeti daima birkaç
şahsın varlığı ile söz konusudur. Bir Churchill ölme-
ye görsün, her şey değişebilir. O zaman İngilizlerin
ileri gelenleri, belki önlerinde açılacak uçurumun
farkına varacak ve bağırıp, çırpınacaklardır. Endi-
rekt olarak biz bu İngilizler için mücadele ettik. Gü-
nün birinde zaferimizin faydasını göreceklerdir.
Hedefin burnu dibinde de zaferi koparmamız FÜHRER'İN GENEL KARARGÂHI,
mümkündür. Bu iş için acaba uygun olan zamanı 7 Şubat 1945
ele geçirebilecek miyiz?
Mesele sadece telef olmamaktır. Alman milleti
için Hürriyet içinde yaşamanın tek yolu zafere ulaş-
maktır. Sırf bu muhakeme bile bu harbin kaçınıl- Kalkınıp, gelişmiş olmak isteyen bir millet, top-
mazlığını gösterecek, harbin boşuna yapılmadığını rağına bağlı kalmak mecburiyetindedir. İnsanoğlu
ispat edecektir. Bu harp zaten kaçınılmaz bir harpti: üzerinde dünyaya gelmek imtiyazına sahip olduğu
Nasyonel-Sosyalist Almanyasının düşmanları bana topraklarla asla ilgisini kesmemelidir. İnsan üzerin-
bu harbi hakikatte 1933 Ocağından beri zorla de doğduğu topraklardan zaman zaman ve yine geri
kabul ettirmişlerdi. dönmek fikriyle ancak ayrılabilmelidir. İhtiyaç yü-
zünden sömürgeci olan, fakat büyük sömürgeler
meydana getiren İngilizler, umumiyetle bu kurala ri-
ayet etmişlerdir.
Kıta milletleri için ancak fatih memleket ile fet-
hedilen memleket arasında toprak devamlılığı sağ-
landıktan sonra, yayılmanın mümkün olabileceğini
önemli bir faktör olarak belirtmek isterim.

'20»
•21
Styast Vasiyetim S/yasf Vas/yeöm

Kökleşmek ihtiyacının kıt'a milletlerine, bilhassa na kadar her şeylerini kaybettiler. Zaten bunlar,
ve özellikle Alman milletine uyan bir gerçek ol- ruhları, kültürleri ve öz medeniyetleri olmayan sunî
duğunu zannetmiyorum. Neden bugüne kadar sö- dünyalardır. Bu açıdan bakıldığı zaman bu memle-
mürgeci kaderine sahip olmadığımızı bu gerçek ketler yeryüzünde lüzumsuz fazlalıklardan başka ne-
açıklamaktadır. İster eski, ister yeni çağlarda olsun, dir ki?
denizlerin ötesindeki teşebbüslerin, milletleri alabil-
diğine fakirleştirdiği, gözle görülen bir gerçektir. Bu Bazıları boş kabul edilen kıt'alardaki, iskân ha-
yolda gitmekte ısrar eden ve aynı şekilde hareket e- reketindeki başarıyı ileri sürebilirler. Amerika Birle-
den milletler, kendi kendilerini bu çeşit maceralarda şik Devletleri ve Avusturalya'nın durumunda oldu-
tüketmişlerdir. Mükemmel işleyen bir tekrarlar kuralı ğu gibi... Belki bir başarıdan bahsedilebilir ama,
içinde bütün bu milletler, ya yarattıkları veya yalnız maddi plân üzerinde. Bunlar yaşı olmayan
uyandırdıkları kuvvetlerin yükselişinin kurbanları ol- sun'î eserlerdir. İnsan çocukluk halini aşıp aşmadık-
dular. Eski Yunanlılardan daha iyi örnek bulunabilir larını, veya bunayıp bunamadıklarını bilemiyor. Ön-
mi? ceden meskûn bulunan kıt'alarda başarısızlık daha
belirli idi. Oralarda beyazlar kendi kendilerini sade-
Eski Yunanlılar için gerçek olan bu tecelli, mo- ce zor yolu ile kabul ettirmeye çalıştılar, yerliler
dern devir ve Avrupalılar için de geçerlidir. Bazen üzerindeki varlık ve etkilerini sıfıra düşürmüşlerdi.
kendi üzerine katlanmanın milletler için bir zaruret Hindular Hindu, Çinliler Cinli, Müslümanlar Müslü-
olduğu şüphesizdir. Bu fikrin olaylarda yaşadığını man olarak kalmışlardı. Hıristiyan misyoner teşkilâ-
görmek için uzun bir devir içinde inceleme yapmak tının bütün gayretlerine rağmen, dinî plân üzerinde
yeterlidir. herhangi bir değişiklik meydana gelmemiştir. Birta-
İspanya, Fransa ve İngiltere boş sömürgecilik kım dengesizlerin hali hariç tutulmak şartıyla bir ta-
teşübbüsleri içinde kansızlaştılar, kurudular ve bo- kım din değiştirme hâllerinin hepsi şüpheli sebep-
şaldılar. İspanya ve İngiltere'nin hayat verdikleri ve lere dayanmakta ve bu nadir gelişme ve olaylaların
parça parça meydana getirdikleri kıt'alar bugün hepsi en küçük samimiyetten uzak bulunmaktadır.
kendilerine has bir hayat nizamına kavuşup, ister Her şeye rağmen beyazlar bu milletlere bazı şeyler
istemez bir egoizme saplanıp kaldılar. Lâf değil, dü- getirmişlerdir. Bunlar getirebilecekleri avantajların
nün bu sömürgeci milletleri, geçmişlerinin hatırası- şüphe yok ki en fecisidir. Şimdi dünyanın başına

.22 - '23'
Siyasî Vasiyetim Slyast Vasiyetim

belâ olan meselenin hepsi bize aittir: Materya- üzerinde kalmaktadır: İsmi Amerika Birleşik Devlet-
lizm, taassup ve frengi. Kısacası bu milletler bi- leri olan bu ucubeyi kastediyorum. A.B.D. hakika-
zim onlara vermek istediklerimizden, daha yüksek ten bir ucubedir. Çünkü bu ucube olmasaydı, anası
değerlere sahip olduklarından dolayı, verdiklerimizi Avrupa yakasını bolşeviklikten kurtarmaya ümitsizce
umursamadılar, kendi değerleriyle yetinerek olduk- çalışırken, Yahudi Roosewelt tarafından idare
ları gibi kaldılar. Halbuki Avrupa zor kullandığı za- edilen Amerika Birleşik Devletleri, sanki daha iyi
manlar daha önemli sonuçlar elde etmiştir. Kuvvet bir şey yapamıyormuş gibi, esatiri kudretini As-
yolu ile insanların kalbinin fethedilemeyeceğini aklı ya'nın bu barbarlarının emrine bırakmazdı. Geçmişle
selim de kabul etmiştir. Bununla beraber sömürge- ilgili olarak Birleşik Devletlerin omurgasını teşkil
cilerin gelir hanesine kaydedilebilecek bir başarıları eden milyonlarca iyi kalpli Almanın oraya gidip
vardır: Her yerde kin tohumları ektiler. Uyku- yerleşmelerine teessüf etmekten başka elden ne ge-
larından bizler tarafından uyandırılmış bu milletleri, lir? Zaten bunlar sadece ana vatanımız için kaybol-
bizleri kapı dışarı etmeye, bu kin sevkediyor. Sanki bu muş Almanlar olmakla kalmamışlardır. Aynı zamanda
milletler sırf bizi kovmak gayesiyle uyanmışlar gibi. bizler için diğerlerinden daha korkunç düşmanlar
Kim sömürgeciliğin yeryüzünde Hıristiyanların olmuşlardır. Bir Alman muhaciri şayet ciddiyet ve
sayısını arttırdığını iddia edebilir? Islâmiyetin ba- iş sahasında bazı değerler muhafaza edebilmişse bile,
şarısını tasdik eden kitle hâlindeki müslü- ruhunu kaybetmekte gecikmemiştir. Milliyetini
man olma hareketi nerede, Hıristiyanlık ne- kaybetmiş bir Almandan daha çirkin bir varlık ta-
rede? Sadece burada ve orada küçük Hıristiyan hayyül edilemez!
cemaatleri görüyorum ki, bunların Hıristiyanlığı
Germen kanının homorojisine mani olabilmek
çok defa fiilayattan uzak, birer isimden ibaret kal-
için geleceğe dikkat etmemiz lâzımdır. Nüfus artışı-
maktadır. İşte büyük hakikatin temsilcisi olan (!)
nın taşkınlıklarını daima doğuya doğru kanalize et-
muhteşem (!) Hıristiyan dininin bütün başarısı!
memiz lâzımdır. Germenlerin yayılışı için, tabiatın
Ne kadar iyimser olunursa olunsun, Avrupa'nın gösterdiği istikamet budur. Doğuda ırkımızın karşı-
sömürgecilik politikası, tam bir başarısızlıkla netice- laşacağı iklim sertliği, bize sert adam olmak vasıfla-
lenmiştir. Bu konuda yalnız bir sathi başarı göz rını muhafaza etmek imkânını bahşedecektir. Ruh-
önüne alınabilir ki, bu da yalnızca maddî bir plân larda cereyan edecek olan mukayesenin tesiriyle,

,24' •25»
Siyasî Vasiyetim

her şey bizlere orada ana vatanı hatırlatacaktır. Bir


Almanı alın Kief'te yerleştirin, mükemmel bir Al-
man olur. Miami'de yerleştirin, onu dejenere bir in-
san, yani bir Amerikalı yapmış olursunuz.
Sömürgecilik bir Alman ideali olmadığına göre,
Almanyanın bu politikayı uygulamakta olan devlet-
lerle kendini birlik içinde saymaması ve bu yolda
kendilerine herhangi bir yardımda bulunmaması FÜHRER İN GENEL KARARGAHI,
için yeterli derecede sebep mevcut demektir. Biz 10 Şubat 1945
Avrupa'ya söz konusu olan Monreo Doktrinini uy-
gulamalıydık. "Avrupa Avrupalılarındır!" Bu pren-
sip Avrupalılar'ın diğer kıt'alarm işlerine karışma-
maları anlamına gelmeliydi.
Bazen kendi kendime "Acaba 1940 yılında İs-
Meselâ, Avustralya'ya sürgün edilmiş canilerin panya'yı harbe sürüklememekle hata mı ettik?" di-
varlığı bizi ilgilendirmemelidir. Şayet onların hayati- ye soruyorum. O zaman İspanya'yı harbe sürükle-
yeti uygun bir ritimle, nüfuslarının yoğunluk derece- mek bizim için hiç de mesele değildi. Zira İtalyan-
sini çoğaltmalarına imkân vermiyorsa, bize hiç baş lardan sonra İspanyol'lar da galipler kulübüne gir-
vurmasınlar. Kıt'alarmın boşluğu, korkunç bir hızla mek için yanıp tutuşuyorlardı.
çoğalan Asya nüfusunun fazlalıklarını cezbederse,
bunda da bir sakınca görmüyorum. Bu nüfus tufanı Tabii Franco, müdahalesinin büyük bir fayda
ile ne hâlleri varsa görsünler. Tekrarlıyorum. Avru- karşılığı ancak meydana gelebileceği kanaatinde idi.
pa'dan arta kalan kırıntılar, hiçbir suretle bizi ilgi- Buna rağmen jesuit olan eniştesinin sistematik sa-
lendirmiyor. botajları sayesinde, bizimle beraber uygun şartlar
karşılığında hareket birliğini kabul edebilirdi: Büyük
İspanyol gururunun tatmin edilmesi için, Fransa'nın
küçük bir parçasının vadedilmesi, maddi menfaat
yönünden de Cezayir'in bir kısmının kendisine he-
•27»
Siyasi Vasiyetim
Siyasi Vasiyetim
rın yerine korkunç imtiyazlara sahip olan İspanyol
diye edilmesiyle her şeye razı olabilirdi. Fakat İs-
keşişlerini iktidara getirmeyi dünyada kabul etmez-
panya'nın bize elle tutulur bir hizmet göremeyeceği
dim.
kanaatinin bende uyanmasından ötürü, direkt ola-
rak harbe müdahalesinin söz konusu olmadığı hük- İtiraf etmeliyiz ki, bu savaşta İspanya bize elin-
müne varmıştım. İspanya'nın yanı başımızda harbe den gelen en büyük hizmeti yaptı: Iberik yarımadası
girmesi, Cebelütarık'ı işgal etmemize imkân vere- harp dışı bırakıldı. Ayağımızdaki İtalyan prangasını
cekti ama, buna karşılık Sen Sabastian'dan Ka- sürüklemek zaten bize kâfi geliyordu. İspanyol as-
diks'e kadar uzayan bir hattın müdafaası da sırtımı- kerinin değeri ne olursa olsun, içinde bulunduğu
za yüklenecekti. Fazladan olarak şu durum şartla- dağınıklık ve hazırlıksızlıktan ötürü harbe girseydi,
rın da yeni bir faktör olarak doğması pekâlâ müm- İspanya bize yardım edeceğine, bilâkis hatırı sayılır
kündü: İngilizler İspanya'da sivil harbi yeniden baş- derecede bizi rahatsız edecekti.
latabilirlerdi. Neticede hiç de hoşlanmadığımız, pa- Bu harp, hiç olmazsa Lâtin memleketlerinin
pazlar tarafından yönetilen bir kapitalist menfaatçi- önüne geçilmez bir gerileme içerisinde bulunduğu
ler rejimine ölüm kalım pahasına bağlanmış olacak- gerçeğini ortaya koymuştur. Lâtinlere artık dünya-
tık. Sivil harp sona erdikten sonra, İspanyolları ba- daki medeniyet yarışından pay almadıklarını ve
rıştırmadığından, biz yardımlarımızla Falanjistleri dünya meselelerinin hallinde söz sahibi olmaya
yaşatmaya çalışırken o bu gurubu bir kenara attı- haklarının kalmadığını ispat etmiştir.
ğından, nihayet hepsi kızıl olmayan bütün düşman-
larına birer haydut muamelesi yaptığından dolayı En basiti Franco'yu harbe sokmadan, fakat o-
Francoyu yukarıda saydığım yanlış hareketlerinden nun yardımı ile komandolarımıza Cebelütarık'ı işgal
ötürü dünyada affedemem. Ruhban sınıfının takdisi ettirmekti. Bunu bahane ederek İngiltere'nin İspan-
ile bir yağmacılar azınlığı herkesi soyup soğana çe- ya'ya harp ilân edemeyeceği muhakkaktı. İspan-
ya'nın harbin dışında kalması keyfiyeti dahi, İngilte-
virirken bütün bir memleket halkının yarısını, ka-
re'yi bahtiyar edecekti. Bize gelince, bu durum İn-
nun dışı ilân etmek bir çözüm yolu değildir. Eminim
giltere'nin Portekiz kıyılarına çıkartma yapma tehli-
ki kızıl oldukları iddia edilen İspanyollar arasında
kesinden dolayı bizi sorumlu tutmayacaktı.
pek az komünist vardır. Bizi aldattılar. Şayet asıl du-
rumu bilseydim, açlıktan isyan edenleri ezerek onla-

•29'
•28'
FUHRER'IN GENEL KARARGAHI,
13 Şubat 1945

Nasyonal Sosyalizmin marifeti, Yahudi mesele-


sini herkesten evvel gerçekçi bir şekilde ele alması-
dır.
Her zaman Yahudiler, bizzat Yahudi düşmanlığını
tahrik etmişlerdir. Mısırlılardan günümüze kadar
tarih boyunca Yahudi olmayan milletler hep bu ma-
cerayı yaşamışlardır. Öyle günler gelmiştir ki, bu
milletler istismarcı Yahudiler tarafından istismar
edilmekten bıkmışlardır. İşte o zaman pirelerini sil-
ken hayvanlar gibi ayaklanmışlardır. İlk önce kabaca
tepki göstermiş, sonra da isyan etmişlerdir. İçgüdü
ile direnmenin bir çeşididir bu. Adapte olmayı
kabul etmeyen, beraber yaşadığı milletin içinde eri-
mek istemeyen, fazla olarak müthiş bir yapışkanlık-
• 31 •
Siyasî Vasiyetim
Siyasî Vasiyetim
ler kendileri için bu tehlikenin farkına vardıkları
la kendini zorla kabul ettiren ve nihayet nimetinden içindir ki bize karşı kışkırttıkları ölüm kalım savaşın-
istifade ettiği milletin ekmeğine suyuna aldırmadan da, bütün imkânlarını ileri sürmeye karar vermişler-
onu istismar eden Yahudiye karşı gösterilen bir düş- di. Hattâ bütün dünyamız yıkılsa dahi, Nasyonal
manlık tezahürüdür bu. Yahudi, erimeyen ve erimeyi Sosyalizmi ne pahasına olursa olsun ortadan kaldır-
red eden bir yaratıktır. Yahudiyi diğer milletlerden maya karar vermelerinin sebebi budur. Tarihte hiç-
ayıran özellik şudur: O Yahudiliği muhafaza bir harp İkinci Dünya Harbi kadar bu çeşit tipik
ederken içinde bulunduğu toplumun bütün haklarına tarzda ve özellikle bir Yahudi harbi olmamıştı.
sahip olduğunu iddia eder. Her iki tablo üzerinde
Her şeye rağmen ben Yahudileri maskelerini
dolabını çeviren ve bunu kendine verilmiş bir hak
atmaya mecbur ettim. Hattâ teşebbüsümüz bir ye-
olarak kabul eden Yahudiden başka, dünyada hiçbir
nilgi ile neticelense bile bu yenilgi ancak geçici ola-
kavim bu kadar aşırılık ve istismara kaçan
caktır. Dünyanın gözlerini "Yahudi tehlikesi" denen
imtiyazlar talep etmez.
realite üzerine açmış olacağım.
Nasyonal Sosyalizm olaylara dayanarak Yahudi
meselesini ortaya koymuştur: Yahudilerin dünyayı Tutumumuzun bir diğer neticesi de Yahudiyi da-
idare etmek kararını etkisiz bırakmakla, Yahudilere ha tecavüzkâr olmaya sevk etmemizdir. Kaldı ki te-
her sahada hücum etmekle, gaspettikleri bütün köşe cavüzkâr Yahudi sinsi halinden olduğundan çok daha
az zararlıdır. Irkını kabullenen Yahudi, din hariç
başlarından onları kovmakla, Alman âlemini Yahudi
sizden hiçbir bakımdan farkı olmadığını utanarak id-
zehirinden temizlemek azmiyle onları her yerde kapı
dia eden Yahudiden yüz defa evlâdır. Bu harbi kaza-
dışarı etmiştir. Tam yıkılışa doğru giderken bir
nırsam, Yahudinin dünyadaki iktidarına son vermiş
panzehir banyosu bizim için kaçınılmaz olmuştur.
olacak, ona gerçek insanlığın darbesini vuracağım.
Tedbirimizi almasaydık boğulacak veya istilâya
Ama bu harbi kaybedersem, bu bile onların muzaf-
uğrayacaktık.
feriyetini garantilemiyecektir. Zira onların da kaybe-
Şayet Almanya'da bu teşebbüsümüzde başarıya decek çok şeyleri olacaktır. Taşkınlıklarını öyle bir
ulaşsaydık, bu başarının yağ lekesi şeklinde yayıldı- dereceye vardıracaklardır ki, Dünya kamu oyunda
ğına da şahit olacaktık. Mutlak kurtuluş kaçınılmaz- korkunç bir Yahudi düşmanlığının doğmasına sebe-
dı. Zira sağlam bir bünyenin, hastalığın mikroplarını biyet vereceklerdir. Gayet tabiî olarak heı iki tablo
yenmesi kadar normal hiçbir şey yoktur. Yahudi-
•33»
•32»
Siyasî Vasiyetim SlyasT Vasiyetim

üzerinde oynamakta devam edeceklerdir. Her mem- deniyetlerin malı olduklarını ve geçmişlerinin bizim-
lekette o milletin mensupları ile eşit avantajlar talep kisinden üstün olduğunu kabul ediyorum. Nasıl ki
ederken, diğer taraftan seçkin bir ırkın üyeleri ol- biz mensup olduğumuz medeniyetten gurur duyu-
dukları gururundan da vazgeçmeyeceklerdir. Mu- yorsak, onlar da kendi medeniyetleriyle öğünmekte
zaffer Yahudi tipinin sinsi ırkından utanan haklıdırlar. Öyle tahmin ediyorum ki, Çinlilerle, Ja-
Yahudi tipinin yerini alması Yahudiliğin so- ponlar ırklarıyla ne kadar iftihar ederlerse, onlarla
nunu getirecektir. Bu tiplerden birincisi en azın- anlaşmak benim için o kadar kolay olur.
dan ikinci tip kadar iğrençtir. Zaten bizzat Yahudiler
Bir ırka mensubiyet temeli üzerine kurulmuş
yeryüzünde Yahudi düşmanlığını körükleyen davra-
olan bu gurur, yalnız Almanlara has bir özellik de-
nışlardan vazgeçmezlerse, bu düşmanlığın ortadan
ğildir. Son üç asırlık devamlı bölünme hareketleri-
silinmesi elbette imkânsız olur. Savunma tepkisinin
nin neticesi olan bu durum, dinî şartlara yabancı te-
ortadan kalkması için bu tepkiyi doğuran sebeplerin
sirine ve Hıristiyanlığın tesiri gibi bazı sebeplere da-
önce ortadan kalkması lâzımdır. Bu konuda Yahudi-
yanmaktadır. Zira Hıristiyanlık Germenlere uy-
lere güvenebiliriz. Yahudinin yeryüzünde mevcudi-
gun bir din değildir. Dışarıdan getirildiği için
yeti, ona karşı uyanan düşmanlığın mutlak teminatı-
Germen dehasına uygun düşmüyor. Kabından taştığı
dır.
veya aşırı saldırgan olduğu zaman, Almanın duy-
Şunu da itiraf etmeliyiz: Irkî kinlerin hassasiyeti duğu ırkî gurur, Germen ırkının aşağılık duygusun-
dışında, diyebiliriz ki, hiçbir ırk için diğer bir ırkla dan başka bir şey değildir. Prusyalıların bu konuda
karışmak arzuya şayan bir husus değildir. Bazı bir istisna teşkil ettiğini belirtmeye lüzum yoktur.
önemsiz başarı hâlleri hariç tutulacak olursa, ırkla- Onlar Büyük Frederick zamanından beri kendinden
rın sistematik karışımı asla iyi sonuç vermemiştir. emin olanların sessiz gururuna sahiptirler. Bu guru-
Bir ırkın karışıksız olarak kendini muhafaza dileği ru gösterişsiz bir şekilde taşımaktadırlar. Sahip ol-
onun canlılığının ve sıhhatinin ispatıdır. Herkesin ır- dukları değerler sayesinde, Prusyalılar Alman Birli-
kının gururunu taşıması ve bunun diğerleri için bir ğini gerçekleştirmeye muktedir olduklarını ispat et-
hakaret telâkki edilmemesi normaldir. Çinlilerin ve- mişlerdir. İşte Prusyalılara has olan bu karakteri
ya Japonların bizden aşağı insanlar olduklarını hiç- Nasyonel-Sosyalizm bütün Almanlara vermeyi de-
bir zaman düşünmedim. Bu milletlerin geçmiş me- nedi.

34 • 35'
S/yasf Vasiyetim
Siyasî Vasiyetim
Avusturyalılar da kanlarında Prusyalılarınkini
andıran bir gurur taşımaktadırlar. Bu gurur asırlar yalı tipinin yaratıcısıdır. Hakikatte Prusya karakteri-
var ki başka milletler tarafından idare edilmeyip ak- nin her Prusyalıda özel şekliyle yaratılabilmesi için,
sine olarak uzun bir zaman boyunca kumanda edici iki veya üç neslin yetişmesi gerekmiştir. Bizim ırk-
ve kendilerine itaat ettirici olmalarından doğmakta- çılığımız, Yahudi ırkından başka hiçbir ırka
dır. Onlar iktidarın ve hakimiyetin tecrübelerini bi- karşı tavır alan bir ırkçılık değildir.
riktirmişlerdir. Hiç kimsenin kendilerine çok görme- Her ne kadar kolay ifade etmek bakımından
diği bunca haklı bir gururun sebebini tecrübelerde Yahudi ırkından bahsediyorsak da, esasında genetik
aramak lâzımdır. manada Yahudi ırkı diye bir ırk yoktur. Buna rağ-
Nasyonal Sosyalizm potasında Alman ruhunun men fiiliyatta bir gerçek vardır ki, bu da ortada bir
bütün özelliklerini eritecektir. Bu potadan çalışkan, Yahudi topluluğunun mevcudiyetidir. Yahudiler tara-
mesuliyet sahibi, kendinden emin, fakat tabii, ferdi fından tasdik edilen bir konuyu biz de tereddüt et-
olarak değil ama, bütün diğer milletlerin takdirini meden kabullenebiliriz. Ruhî plân üzerinde her ferdi
toplayan daha büyük bir topluluğa mensup olduğu: biribirlerinin aynı olan bir gurup vardır ki, bunun
nü çok iyi bilen, yani özünden gurur duyan modern içinde siyasî yönden hangi milletin tebaası bulunursa
Alman tipini yaratacaktır. Alman olarak üstünlük bulunsunlar, dünyanın dört bir bucağında yerleşmiş
duygusunu beslemek, başkalarını ezmek duygusu ile bütün Yahudiler toplanmışlardır. İşte bu insan
hiçbir zaman karıştırmamak lâzımdır. Bu duyguyu gurubuna biz Yahudi ırkı ismini vermekteyiz. Her
bazen mübalağalı bir şekilde tahrik ettiysek, işe baş- ne kadar bu insanlar İbranî dinini bir bahane olarak
ladığımız günün icabı, Almanları biraz da güç kulla- ileri sürüyorlarsa da, ne dinî bir topluluktan, ne de
narak iyi yola itmek mecburiyetinde idik. Herhangi aynı dine mensubiyetten yaratılmış herhangi bir dinî
bir istikamete yapılan kışkırtıcı bir hareket daima bağdan bahsedilebilir.
aksi istikametten başka saldırgan bir hareketin doğ- Yahudi ırkı her şeyden önce aklî bir ırktır. Te-
masına sebep teşkil eder. Bu husus eşyanın tabi- melinde ibrani dini bulunuyorsa, bu dinden şeklini
atından ileri gelmektedir. Üstelik bütün bunlar bir almışsa, yine de herhangi bir dinî esastan mahrum-
günde yapılacak işler değildir. Zamanın yavaş işleyişi dur. Çünkü Yahudi cemaati birtakım kararlı Tanrı
ile olacak şeylerdir. Büyük Frederick hakiki Prus- tanımazlarla samimi dindarları aynı seviyede kar-
makarışık sinesinde birden toplayabilmiştir. Buna
•36'
• 37»
Siyasî Vasiyetim Siyasî Vasiyetim

Yahudilerin durmadan sebebiyet verdiklerini unut- kelerini indirmeye şevketti. Aynı zamanda onları,
tukları, asırlar boyu katlandıkları zorlukların yarattığı foyası meydana çıkmış saldırgan bir şımarıklıkla
bağlan da ilâve etmek lâzımdır. Irk bilgisi yönünden bundan bir çıkar duyan Yahudiler olarak karşımıza
Yahudiler bir ırkı temsil edebilecek kadar özelliği bir alıp mücadele etmek bizler için bulunmaz bir şans-
araya getirememişlerdir. Bununla beraber, her tır. Alman milletinin saflığını bildiğimizden, en öldü-
Yahudinin damarlarında, özellikle Yahudi karakteri rücü düşmanlarımızın gösterdiği bu ahmakça foya-
taşıyan birkaç damla kanı ihtiva ettiği de mu- ya sevinmemiz lâzımdır.
hakkaktır. Yoksa Yahudilerde birtakım müşterek fi- Yahudilere karşı ben adilâne davrandım. Harp-
zikî vasıfların toplanmasını başka türlü izah etmek ten önce onlara sonuncu bir çağrıda bulundum. Şa-
imkânsız olurdu. Yahudi fizyonomisinin belirtileri yet yeniden dünyayı harbe sürüklerlerse affedilme-
olan bu müşterek vasıfları, yüzde yüz hangi memle- yeceklerini, bu defa temelli olarak Yahudi problemi-
ketten, meselâ ister Polonya'dan, ister Fas'tan gel- nin Avrupa'da ortadan kaldırılacağını kendilerine
miş olsun, dünya'nın bütün Yahudilerinde müşaha- haber verdim. Onlar bu çağrıya harp ilân etmekle
de etmek mümkündür: Edepsiz bir burun tipi, kötü- cevap verdiler. Nerede bir Yahudi varsa orada Nas-
lük telkin eden burun delikleri, vb. Bu iğrenç müş- yonal Sosyalist Almanya'nın tabiî bir düşmanının
tereklik, bilhassa Ghettolarda nesilden nesile sürü- varolduğu tehdidini savurdular.
len pis hayat tarzı ile izah edilebilir.
Diğer tehlikeler gibi Yahudi tehlikesini de biz
Aklî bir ırk, bildiğimiz mânâdaki ırk anlayışın- ortaya çıkardık. İstikbâlde bu sebepten dünya bize
dan daha kuvvetli ve daha devamlı bir şeydir. Bir karşı sonsuza kadar minnettar kalacaktır.
Almanı Amerika Birleşik Devletlerine yerleştirin o
bir Amerikalı olur. Halbuki Yahudi nereye giderse
gitsin o bir Yahudi kalır. Tabiatı gereği Yahudi haz-
medilmeyen bir varlıktır. Hazma müsait olmayan
halidir ki Yahudinin ırkını tarif eder. Alın bakalım
ruhun vücut üzerindeki üstünlüğünün bir misali!
Ondokuzuncu asırda kaydettikleri süratli yükse-
liş, Yahudilere kudretlerini hissettirdi ve onları mas-
•38» .39.
FÜHRER'İN GENEL KARARGÂHI,
14 Şubat 1945

Almanlar için bu harbin tuhaf kaderi hem çok


erken, hem biraz geç başlamış olmasıdır. Askerî ba-
kımdan bir yıl erken başlaması menfaatimiz icabı idi.
Madem ki bu harp kaçınılmaz idi, onu bana 1939 yı-
lında zorla kabul ettirmelerine müsaade edeceğime,
1938 yılında harbi kendim başlatabilirdim. Fakat
Münih Anlaşmasında İngilizler ve Fransızlar bütün
şartlarımı kabul ettilerse buna ben ne yapabilirdim!
Ama bugün için harbin biraz geç başladığı mey-
dandadır. Moral hazırlığımız açısından bakıldığında,
harp biraz erken başlamıştı. Politikamın adamlarını
yetiştirmeye henüz vaktim olmamıştı. Bu seçkinler
zümresini olgunluğa eriştirmek için bana yirmi yıl
lâzımdı. Bu genç seçkinler zümresi çocuklukların-
• 41 •
Siyasî Vasiyetim Siyasi Vasiyetim

dan beri Nasyonal-Sosyalizmin felsefesi içinde ye- cansız oluşları, başkaları da sabotaj yapmak arzusu
tiştirileceklerdi. Biz Almanların dramı daima vakti- ile bize istediğimiz hizmeti gösterememişlerdir.
mizin dar olmasıdır. Tarih boyunca şartlar her za-
man bizi sıkıştırmıştır. Daima bir vakit darlığı içinde Fransa konusunda politikamızın hataları tamdı.
oluşumuz biraz da saha darlığı içinde bulunmamız- Fransızlarla işbirliği yapmamak lâzımdı. Bu politi-
dan ötürüdür. Ruslar geniş sahaları üzerinde, za- kamız bize değil onlara yaradı. Paris büyük elçimiz
man içinde sıkışık bulunmamak lüksünü yaşayabilir- Abetz bu fikrin şampiyonluğunu yapıp bizi bu yola
ler. Zaman daima onlar için çalışırken, daima bize iterken, orjinal bir siyaset güttüğünü sanıyordu. O,
düşmanlık yapıp bizi sıkıştırıyor. Yüce Tanrı bana hâdiselerin arkasında yürüdüğünü bilmiyordu. Asil
Nasyonal-Sosyalizmin yolu üzerinde, milletimi lü- hareketlerin anlaşılıp değerlendirildiği, Napoleon
zumlu olan ilerleme derecesine ulaştıracak kadar Fransa'sı ile karşı karşıya bulunduğu düşüncesi
uzun bir ömür bahşetseydi, orası muhakkak ki düş- içinde idi. Hakikati, yani Fransa'nın yüz sene için-
manlarımız buna müsaade etmeyeceklerdi. Nasyo- de değiştirdiği çehresini görmeyi ihmâl ediyordu.
nal-Sosyalizmin inancıyla çimentolaşmış bir Alman- Oysa ki bugünün Fransa'sı bir fahişe suratına sa-
yanın mağlup edilmez varlığıyla ortaya çıkışından hiptir. Fransa öyle bir usta politikacıdır ki, asla bizi
önce, bizi mağlûp etmeye çalışacaklardı. İdealimize aldatmaya, bizi tahkir etmeye, bizimle alay etmeye
uygun insanların yetiştirilememesinden ötürü, eli- ara vermemiştir.
mizde bulunanlardan istifade yoluna gittik. Başarı- Görevimiz Fransız işçilerini kurtarmak, onlara
mızı eldeki neticelerde de müşahede etmek kolay- kendi ihtilâllerini yapmaları için yardım etmekti.
dır. Tahmin edilenle elde edilen arasındaki fark; Bunun için de fosilleşmiş, ruhtan olduğu gibi vatan-
Üçüncü Reich gibi ihtilâlci bir devletin politikası ile severlikten de mahrum bir burjuvaziyi merhametsiz-
gerici bir küçük burjuva politikası arasındaki irtibat- ce çiğnemek lâzımdı. Dışişlerindeki dâhilerimizin bi-
sızlık bu yüzden meydana gelmiştir. Çok az istisna- ze Fransa'da buldukları dostları işte bu çürümüş
lar hariç, generallerimiz ve diplomatlarımızın hepsi zümreye mensuptu. Bu çıkarcılar memleketlerini
başka devrin insanlarıydı. Başka devirlerin harbini kasalarını korumak için işgal ettiğimizi düşündükleri
yaptıkları gibi başka devrin politikasını güdüyorlar- müddetçe bizi sevdiler. Bununla beraber bize ilk fır-
dı. Bize iyi niyetle hizmet eden diğerleri için de bu satta ihanet etmeye kararlı idiler. Yeter ki bu ihanet
bir örnektir. Bazıları beceriksizlikleri, bazıları heye- kendileri için bazı tehlikeler taşımasın!
• 42» •43»
Siyasi Vasiyetim
Siyasî Vasiyetim
min idaresinde, Kraliçe Victorya'nın dünyasında
Fransız sömürgeleri bahsinde daha az mânâsız Delkasse ve Pouncjare isimli küçük kurnazların ha-
davranmamıştık. Bu ahmakça politika da dışişleri- vasında sanıyorlardı. Kaldı ki ezeli İngiliz-Fransız
mizdeki dâhilerin (!) eseriydi. Klâsik stilden diplo- düşmanlığı çoktan önemini kaybetmiştir. Bu düş-
matlar, eski devrin askerleri, taşralı asiller, işte Av- manlık şimdi bir gerçek olmaktan fazla bir görüntü-
rupa çapında ihtilâl yapmak için faydalandığımız dür. Çünkü düşmanlarımızın içinde de daha eski
yardımcılar. Bize XIX 'ncu asırda ancak yapabilecek ekol mensubu diplomatlar vardır. Hakikatte İngilte-
bir harbi yaptırdılar. Hiçbir surette Fransa'nın bo- re ve Fransa herkesin gayretle kendi rolünü oynadı-
yunduruğu altında bulunan milletlere karşı Fran- ğı, hiçbirisinin dostluğa icabında zarar vermekten
sa'nın kartını oynamamalıydık. Bilâkis bu milletlerin geri kalmadığı, fakat tehlikeli saatlerde buluşan iki
esaretten kurtulmaları için yardım edecek, icabında ortaktırlar. Fransızlar'ın Alman'a karşı olan inatçı
onları bu kurtuluşa itecektir. 1940 yılında Yakın kini başka bir derinliğe sahiptir. Bundan da çıkara-
Doğu'da ve Kuzey Afrika'da bu jestimizi hiçbir şey cağımız bir ders vardır.
önleyemezdi. Ama biz ne yaptık? Diplomasimiz
Fransa'nın Suriye, Tunus, Cezayir ve Fas'taki hâki- Fransa bahsinde iki şeyden birini anlamak ge-
miyetini kuvvetlendirmek için çalıştı. Bu centilmen- rekmektedir. Şayet Fransa müttefiği İngiltere'yi ter-
ler bizim için âdil dostlar olabilecek, kaba ihtilâlciler ketseydi, bu durumda bizim için Fransa'nın şahsın-
de olsalar, Araplar yerine, bizi dolandırmaktan baş- da bir müttefik kazanma ihtimali olmazdı. Şurası
ka bir şey düşünmeyen şaka budalası subaylarla iş- muhakkaktır ki bizim müttefik kabul edeceğimiz
birliği yapmayı tercih ettiler. Ah, bu meslekten olan Fransa ilk fırsatta bizi yüzüstü bırakacaktı. Veya sırf
makyavelistlerin hangi gayeyi güttüklerini biliyo- hile yapmak için müttefikimiz olduğuna bizi inandı-
rum. Onlar mesleklerini bildikleri ve gelenek sahibi racaktı. Bu durum bizim için çok daha tehlikeli
oldukları kanaatindedirler. Fransa'ya aldanırken olurdu. Biz bu memleket hakkında muhakkak ki ba-
akılları sıra İngilizlere oyun oynayacaklardı. Bütün zen çok gülünç hayâller besledik. Ama hakikatte te-
mevcudiyetleriyle yalnız bunu düşünüyorlardı. Bu menniye dayanan bir tek formülü kabul edebilirdik:
adamlar sömürge meseleleri yüzünden biribirleriyle Fransaya karşı sıkı bir itimatsızlık politikası takip et-
çekişme halinde bulunan İngiliz ve Fransızların ezeli mek. Bu inançta bugüne kadar hiç aklanmadığımı
ve azılı düşmanlıklarının devrinde yaşadıklarını sanı- biliyorum. Mein Kampf isimli kitabımda Fransa
yorlardı. Dedim ya, onlar kendilerini ikinci Vilhel-
•45'
.44.
Siyasi Vasiyetim

hakkında düşünülmesi lâzım gelen hususları önce-


den haber vermiştim*. 20 yıldan beri bana sunulan
sayısız teklife rağmen düşüncelerimi ne olursa olsun
değiştirmeyi asla kabul etmemenin sebebini de çok
iyi biliyorum.

FÜHRER'İN GENEL KARARGÂHI,


15 Şubat 1945

Bu harp boyunca aldığım kararların en önemlisi


Rusya'ya karşı harbe girişimdir. Her zaman iki cep-
he üzerinde birden harp yapmamayı önlememizin
gerekli olduğunu söylemiştim. Ayrıca hiç kimse Na-
poleon'un Rus tecrübesi üzerinde derin düşüncelere
daldığımdan şüphe edemez. O hâlde neden Rus-
ya'ya karşı harp açtık? Niçin 22 Haziran 1941 tari-
hini seçtim?
İngiltere'nin başarıya ulaşan bir işgali ile harbe
son verme ümidini kaybetmiştik. Halbuki bir takım
ahmak şeflerin idaresinde bulunan İngiltere, kıt'a
üzerinde Üçüncü Reich'a düşman büyük bir devlet
bulundukça ne Avrupa üzerinde hâkimiyet kurma-
Mcin kampf: Adolf Hitier in Kavgam adlı, dünya görüşünü anlat-
tığı siyasi doktrin kitabı. Bu kitap tarafımızdan yayınlanmıştır (y.n.) mıza müsaade eder, ne de yenen ve yenilenin belli
,47.
S/yasf Vasiyetim
S/yasf Vasiyetim

olmadığı bir barışın imzalanmasını kabul ederdi.


Kendimiz hücum teşebbüsünü elde tutarak onları iz-
Demek ki harp ebedileşecek ve bu harpte İngilizle-
belerinde ve bataklıklarında bastırmak suretiyle
rin arkasında gittikçe daha faal bir şekilde Amerika-
kendi yurtlarında mağlûp edebilirdik. Fakat harbi
lılar harbe sürüklenecekti. Amerika Birleşik Devlet-
bereketli Almanya'nın topraklan üzerine çekmeme-
lerinin temsil ettiği potansiyel, biz ve düşman tara-
liydik. Böyle olursa Rusya'ya Avrupa'nın içine dal-
fından mütemadiyen icat edilip, geliştirilen silâhlar,
ması için bir tramplen hazırlamış olacaktık.
İngiliz kıyılarının yakınlığı, kısaca bütün bunlar uzun
vadeli bir harbin içine gömülmenin akıl kân olmadı- Neden 1941? Çünkü harbin mümkün olduğu
ğını gösteriyordu. Zaman... -Evet yine zaman karşı- kadar az gecikmiş olması gerekmekteydi. Çünkü
mıza çıkıyordu!- gittikçe bize karşı oynayacaktı. İn- batıdaki düşmanlarımız durmadan kudretlerini arttı-
gilizleri bu harbin bitişine zorlamak, onları barış rıyorlardı. Stalin de uyumuyordu. Her iki cephe
yapmaya mecbur etmek için kıt'a üzerinde bizim üzerinde de zaman bize karşı çalışıyordu. Demek ki
çapımızda bir kuvvetle, yâni Kızıl Ordu ile karşılaş- mesele "Niçin 22 Haziran 1941?" meselesi değil,
mamız ümidini İngilizlerin kalbinden çıkarıp atma- fakat "Neden daha erken değil?" meselesiydi. İtal-
mız icap ediyordu. Seçme imkânına dahi sahip de- yanlar'in ahmakça açtıkları Yunanistan seferi olma-
ğildik. Avrupa denen bu satranç tahtasından Rus saydı, birkaç hafta evvel Rusya'ya hücum etmiş ola-
faktörünü silmek bizim için önüne geçilmez bir me- caktık. Bizim için mesele onları mümkün olduğu
suliyetti. Bunun için de tek başına yeterli olabilecek kadar uzun müddet hareketsizliğe mahkûm etmekti.
ikinci bir sebebimiz vardı: Sırf mevcudiyeti ile Rusya Hücumdan önceki haftalar sırasında en büyük endi-
bizim için büyük bir tehlikeyi temsil ediyordu. Bize şem Stalin'in benden önce hücum teşebbüsünü ele
bir gün hücum etmesi mukadderdi. almasıydı.
Rusya'yı yenmekte tek şansımız onu aniden Başka bir önemli sebep vardı. Rusların elinde
bastırmaktı. Zira Rusya'ya karşı bir müdafaa harbi bulunan ham maddelerin mutlak ihtiyacı içindeydik.
yapma düşüncesine saplanmak manasızdı. Kızıl Or- Bize karşı olan angajmanlarına rağmen, gün geçtikçe
duya saha avantajını veremez, tanklarının hücumu ham madde sevkiyatını frenliyorlardı. Teslimatı bir
için otostratlanmızı açamaz, birlik ve malzemelerini gün tamamıyla kesebilirlerdi. Madem ki artık ke-
getirsin diye demir yollarımızı ikram edemezdik. yifleri istediği gün ham madde sevkiyatını durdura-

>48'
.49,

ı>-Hi
S/yasrVas/yetfm

caklardı, o hâlde bizim gidip bu maddeleri yerinden


kuvvet kullanarak almamız gerekiyordu. Kararım
Molotof un Kasım ayındaki Berlin ziyaretinden he-
men sonra alınmıştır. Zira önümüzdeki zaman içinde
Stalin'in bizi terkederek karşı tarafa geçeceğini
biliyordum. Acaba iyi hazırlanmak için zaman kay-
bını göze almalı mıydık? Hayır, bu bekleyiş bize te-
şebbüsün avantajlarını kaybettirecekti. Hayır, sağla-
FUHRER İN GENEL KARARGAHI,
mak istediğimiz kısa mühleti de pahalı ödeyecektik.
Aksi halde Bolşevikler'in Finlandiya, Romanya, 16 Şubat 1945
Bulgaristan ve Türkiye konularındaki şantajlarını
kabul etmek lâzım gelecekti. Kaldı ki bu konularda
hiçbir şantaja biz boyun eğemezdik. Bu memleket-
leri komünizmin mihrabı üzerinde kurban etmek 1940 yılından itibaren Fransız proleteryasmı
Avrupa'nın koruyucusu ve hâmisi Üçüncü Reich'm kurtarmamakla hem vazifemizi yapmadık, hem de
kabulleneceği bir rol değildi. Böyle bir davranış bize menfaatlerimizi bilmemezlikten geldik. Özellikle de-
şerefsizlik lekesi getireceği gibi bu cinayete göz niz ötesi Fransız tâbiiyeti altında bulunan yabancı
yummamızın cezasını da görecektik. Ahlâkî ve stra- milletlere de el uzatmamakla en büyük hatayı işle-
teji açılarından bakıldığında sefil bir hesap olacaktı dik.
bu. Ne yaparsak yapalım Rusya'ya karşı harp yap-
manın önüne geçilemezdi. Hesapta böyle bir harbi Onu imparatorluk yükünden kurtardığımızdan
fena şartlar içinde karşılamak da vardı. dolayı Fransız milleti kesinlikle bize kızmayacaktı.
Bu konuda Fransız milleti, başında taşıdığı sözüm
Molotof, Berlin'i terkeder etmez önümüzdeki ona seçilmişler tabakasından daima daha büyük an-
ilk münasip günlerde Rusların hesabını görmeye layış sahibi olduğunu göstermiştir. Fransız halkı
karar vermiştim. Fransa'nın yüksek tabakalarının korunmasının öne-
minin bilincine sahiptir. Onbeşinci Louis idaresinde
olduğu gibi, Jules Firy zamanında da Fransızlar sö-
>50' 5i
Siyasî Vasiyetim

mürgecilik teşebbüslerinin abesliğine karşı isyan et-


mişti. Loisiana'yı Amerikalılar'a pazarlık edip sattı
diye Napoleon'un halk nazarında popülerliğini kay-
bettiğini sanmıyorum. Böyle bir şey olmamıştır. Bu-
na karşılık, onun kabiliyetsiz yeğeni üçüncü Napo-
leon'un Meksika'ya harbetmeye gidişinin kendisine
ne belâlara mal olduğu herkesçe malûmdur.
FÜHRER'İN GENEL KARARGAHI,
17 Şubat 1945

Ne Fransa'yı ne de Fransızları asla sevmedim, iu


duygu ve düşüncelerimi de daima haykırmaktan
liçbir zaman geri kalmadım. Buna rağmen arala-
hnda kıymetli insanların var olduğunu kabul etmiş-
|im. Şüphesiz ki bir çok Fransız tam bir samimiyet
büyük bir cesaretle Avrupa kartını oynadılar. Bu
hakikat bu gibi rehberlerin inancını ortaya koymuş-
lur. Ama yine onların bazı vatandaşları bu ileri gö-
rüşlülük ve inanca lâyık olacaklarına vahşice dav-
ranmayı tercih etmişlerdir.

•52» •53»
FÜHRER'İN GENEL KARARGÂHI 18 Şubat 1945
Bütün hissi faktörlerden sıyrılarak ve olayların soğuk bir muhakemesinden sonra İtalya ve
Duçe'ye karşı dostluğumun, hatalarımın listesine ilâve edilmesi lâzım geldiğini kabul etmem,
benim için bir mecburiyettir. İtalyan dostluğunun bizden fazla düşmanlarımıza yaradığı
hususu gözle görülen bir gerçektir. Karşımıza diktiği sayısız güçlüğe karşı İtalya'nın harbe
müdahalesi en iyimser ölçülerle bize birtakım küçük yardımlar derecesinde kalmıştır. Halbuki
harbi kazanmazsak, İtalyan müdahalesi bu kaybın sayılı faktörlerinden birisi olacaktır!
İtalya'nın bize yapacağı en büyük hizmet harbin dışında kalmasıydı. Onun bu çekimserliği
bize, uğrumuza feda edeceği bütün kurbanların, bütün feda-

55
Siyasî Vasiyetim Siyast Vasiyetim

karlıkların üstünde idi. Gönül isterdi ki İtalya harp ve Yakın Doğu'da muazzam bir tesir yaratacaktı.
dışı kalmayı benimsesin ve biz o zaman ona sayısız Mukadderatımızın İtalyanlara bağlı olması bu dere-
ve sonsuz yardımlar yaparak, bütün ihtiyaçlarını gi- ce asil bir davranışı mümkün kılmıyordu. Zaferleri-
derebilirdik. Muzaffer olduğumuz takdirde İtalya ile mizin haberleriyle bütün İslâm dünyası çalkalanıyor-
kazancımızı ve zaferimizin şerefini paylaşırdık. İtal- du. Mısırlılar, Iraklılar, bütün Yakın Doğu isyana ha-
yanların, Romalıların gerçek vârislerinin yüce tarihi zırdı. Menfaatimiz açısından önemli olduğu halde,
efsânesini yeniden canlandırması için onlara yar- biz bu milletlere yardım etmek, onları istiklâl yolunda
dımcı olacaktık. Karşılaşacağımız her durum mu- teşvik etmek için ne yapabiliyorduk sanki? İtal-
hakkak ki onları yanıbaşımızda savaşçı olarak gör- yanların yanıbaşımızdaki mevcudiyeti bizi felce uğ-
mekten herhalde daha iyi olurdu! ratırken, İslâm dünyasındaki dostlarımız nezdinde
de bu yakınlık büyük bir hoşnutsuzluk yaratıyordu.
1940 Haziranında İtalyanın harbe müdahalesi
Zira bu müslüman memleketler bizi isteyerek veya
çözülmekte olan Fransız ordusuna öyle bir eşek çif-
istemeyerek cellâtlarına yardakçılık yapan bir dav-
tesi tesiri yapmıştır ki, o zamana kadar zaferimizi
ranış içinde görüyorlardı. Kaldı ki bu bölgelerde
sportif bir eda ile kabul eden Fransızlar dikleşip za-
Fransızlar ve İngilizlerden fazla İtalyanlardan nefret
ferin gecikmesine sebebiyet vermişlerdir. Fransa j
edilmektedir. Sünûsîlere karşı tatbik edilen barbarca
Üçüncü Reich'ın orduları tarafından erkekçe mağ- j
eziyetlerin hâtırası, bu bölgelerde hâlâ canlı bir şe-
lûp edildiğini kabul ediyordu ama, mihver devletle- ,
kilde yaşamaktadır. Diğer taraftan harpten önce
rinin ordularının zaferlerine tahammül edemiyordu. \
Mussolini'nin kendini İslâmın kılıcı şeklinde dünya-
Müttefikimiz İtalya aşağı yukarı bizi her tarafta ya ilân etmesi gibi gülünç iddiaları harpten önce ol-
rahatsız etti. Afrika'da ihtilâlci bir politika takip et- < duğu gibi halen alay konusu olmaktadır. Hazreti
memize, meselâ İtalyanların mevcudiyeti engel ol-' Muhammed veya Hazreti Ömer gibi büyük fatihlere
du. Durum gereği Afrika meselesi İtalya'nın özel yakışacak olan bu unvan, Mussolini'ye para ile kan-
meselesi kabul ediliyor ve bu yüzden Benito Musso- dırılmış veya korkutulmuş birkaç zavallı ahmak tara-
lini Kuzey Af rikaya sahiplik yapmak imtiyazını talep fından verilmiştir. İslâm dünyası ile yapılabilecek
ediyordu. Hiç olmazsa Fransa tarafından idare edi- büyük bir politika vardı. İtalyan müttefikliğine olan
len müslüman memleketleri istiklâle kavuşturmalıy-. sadakatimiz yüzünden elimizden uçan nice fırsatlar
dik. Bu hareketimiz İngiliz köleliğini sürüyen Mısır gibi bunu da kaçırmıştık!
•56» •57»
Siyasî Vasiyetim Siyasî Vasiyetim

Görülüyor ki, giriştiğimiz hareket plânı üzerin- yesinde Churchill yurttaşlarının cesaretini tazeleye-
de, İtalyanlar en iyi kartlarımızdan birisini oyna- bilmiş ve dünyadaki bütün İngiliz taraftarlarına yeni
maktan bizi men etmişlerdir: Bu plân Fransız hima- ümitler vermişti. İtalyan'lar Habeşistan'da ve Lib-
yesi altında bulunan bütün milletleri istiklâle kavuş- ya'da hiçbir duruma hâkim değilken; fikrimizi sor-
turmak ve İngiliz zulmü altında bulunanları isyana madan, hattâ bize haber vermeden tepeden inme
teşvik etmekten ibaretti. Bu politika bütün İslâm bir şekilde Yunanlılar'a karşı tamamıyla lüzumsuz
dünyasında heyecanlar yaratacaktı. İster iyi, ister bir savaşa girişmişlerdi. Yunanistan'daki şeref kırıcı
kötü olsun İslâm dünyasında bir milleti başarısızlıkları Balkan Devletlerinde bize karşı bazı
ilgilendiren herhangi bir konunun Atlantik'ten hoşnutsuzlukların meydana gelmesine sebebiyet
Büyük Okyanusa kadar bütün İslâm dünyasında verdi. Yugoslavlar'ın 1941 ilkbaharındaki dönüşleri-
hissedildiği bir ger-çektir. nin ve sertleşmelerinin sebebini burada aramak lâ-
zımdır. Bütün plânlarımızın aksine olarak Yugoslav-
Moral bakımından politikamızın tesiri iki misli lar'ın sertleşmesi bizi Balkanlar kesiminde müdaha-
felâket oldu. Bir taraftan hiçbir fayda elde etmeden leye mecbur kılmış, bundan da Rusya'ya karşı aça-
Fransızlar'm gururunu yaraladık; diğer taraftan im- cağımız harbin gecikmesi söz konusu olmuştur. Bal-
paratorlukları üzerindeki hükümranlıklarını muhafa- kanlar'da en iyi tümenlerimizden bir kaçını körleş-
za etmeleri için gayret gösterdik. Zira bütün korku- tirdik. Zira, bu tümenlerle uçsuz bucaksız bir sahayı
muz Fransız sömürgelerindeki istiklâl havasının İtal- işgale mecbur kalmıştık. Şayet Balkanlar'da karga-
yanlar'ın Kuzey Afrika'daki sömürgelerine bulaşması şalık olmasaydı, en iyi tümenlerimizden birkaçını bu
idi. Madem ki bu topraklar şimdi İngiliz ve Amerikan bölgede kullanmak lüzumu da doğmayacaktı. Bal-
kuvvetlerinin işgali altındadır, bu neticenin bizler kan memleketleri bize karşı seve seve iyi niyetli bir
için bir felâket olduğunu da söyleyebilirim. Bizim tarafsızlık politikasını kabulleneceklerdi. Halbuki
bu yanlış dış politikamız İngilizler'in Suriye'de ve Korent ve Girit üzerine gönderdiğimiz paraşütçüle-
Libya'da kurtarıcı rolünde gözükmelerine dahi rimizi Cebelitarık'da kullanmayı tercih ederdik.
sebebiyet vermiştir.
Ah, keşke İtalyan'lar harbin dışında kalsalardı.
Askerî açıdan bakıldığı zaman durum daha par- Keşke savaşan milletler arasına girmeselerdi. Bizleri
lak değildir. İtalya'nın harbe girişi, düşmanlarımıza birbirimize bağlayan dostluk ve menfaatler açısın-
ilk zaferi kazanmak imkânını vermiştir. Bu zafer sa-
•58» •59»
Siyasî Vasiyetim
Siyasî Vasiyetim m;

dan İtalyanlar'ın bu davranışı, bizim için ne kadar bizler, kıştan evvel Rusya harbini tamamlardık. O
büyük bir kıymet taşıyacaktı? Müttefikler ne kadar zaman her şey değişecekti.
sevineceklerdi. Çünkü İtalya'nın askerî kudreti hak- Vefa hissimden dolayı İtalya'yı tenkit etmekten
kında pek fazla bir şey bilmeseler de, bu devletin bu veya mahkûm etmekten her zaman çekindim. Zira
kadar zayıf olacağını tahmin edemezlerdi. İtalya'nın Avusturya'nın Almanya tarafından ilhakı) yapıldığı
harbin dışında kalmasıyla, belki de mühim bir kudreti zaman Benito Mussolini'nin davranışını asla unuta-
bertaraf ettiklerine sevineceklerdi. Fakat bu mam. Her zaman İtalya'yı Almanya ile aynı eşitlik
devletin harp dışında kalması dahi her zaman mümkün plânı üzerinde tuttuk. Ama ne yazık ki hayatın ka-
olabilecek bir İtalyan müdahalesine engel olmak nunları eşitiniz olmayanlara eşitinizmiş gibi muame-
için, yarımaadanın yakınlarında çok sayıda kuvvet lesi yapılmasının yanlış olduğunu göstermişlerdir.
bulundurmaya mecbur olacaklardı. Bu durum bizim Duçe benim dengimdi. Belki de milleti hakkındaki
için zaferin ve harbin tecrübelerini tanımayan, ihtirasları yönünden benden de üstündü. Fakat mü-
hareketsizliğe mahkûm edilmiş, yığınla İngiliz him olan ihtiraslar değil, olaylardır.
kuvvetleri demektir. Kısacası, bu "tuhaf harp"
yalnızca bizim menfaatimize uzayacaktı. Biz Almanlar, böyle hâllerde bizler için tek başı-
mıza kalmanın daha iyi olduğunu hatırlamamız lâ-
Uzayan bir harp düşmana fayda verir, düşman zımdır. Dönekliklerini defalarca ortaya koymuş zayıf
harp de pişmek imkânını bulur. Ben bu harbi düş- milletlere kendimizi bağlamak, bize çok şey kaybet-
mana harbetmek sanatını öğrenmek için fırsat veya tirir, ama hiçbir şey kazandırmaz. Ben her zaman
zaman bırakmayacak tarzda idare etmek ümidinde "İtalya daima nerede bulunursa zafer ordadır," der-
idim. Polonya'da, İskandinavya'da, Hollanda'da, dim. Halbuki "zafer nerede ise İtalya oradadır," de-
Belçika'da ve Fransa'da buna benzer neticeler al- mek lazımmış.
dık: En az zayiatla sür'atli zaferler; düşmanlarımızın
mahvını getiren kesin ve katıksız zaferlerdi bunlar... Ne Duçe'nin şahsına olan bağlılığım, ne de İtal-
yan milletine karşı olan içten dostluğum değişmedi.
Şayet mihver devletleri değil de, bu harp yalnız Fakat beni İtalya'ya karşı kaba bir politika gütmeye
Almanya'nın idare ettiği bir harp olsaydı, Rusya'ya sevk eden aklın sesini dinlemediğime esef ediyo-
15 Mayıs 1941 den itibaren hücum edebilirdik. rum. Bu kaba politikayı hem Duçe'nin şahsî menfa-
Mutlak zaferlerle bir misli daha kuvvetlenmiş olan
60' •61 •
Siyasi Vasiyetim

atleri, hem de halkının geleceği için uygulamalıy-


dım. Tabii bu tutumun affedilemeyeceğini biliyor-
dum. Fakat iyiliğim yüzünden mukadder olmayan
bir hayli olay meydana geldi, olamayacak işler oldu.
Nedense hayat hiçbir zaman zaaf gösterenleri affet-
miyor.

FÜHRER'İN GENEL KARARGÂHI, 19


Şubat 1945

Birleşik Amerika'yı bize karşı harbe sokmak


için Roosevvelt'in, Japonya'nın Pearl harbour saldı-
rısını bahane ettiği bir gerçektir. Ama bizim nazarı-
mızda Japonya'nın harbe girişinin hiçbir gölgeli ta-
rafı yoktur. Dünya Yahudiliği tarafından yönlendiri-
len Roosevvelt, Nasyonal Sosyalizmi ortadan kaldır-
mak için harbe girmeye kararlıydı ve bunun için de
başka bir bahaneye muhtaç değildi. Harbe karış-
mak istemeyen Amerikalılar'ın direncini yenmek
için Roosewelt'in kendisi bazı bahaneler ortaya
atıp, uydurabilirdi. Zaten bu biçimdeki sahtekârlık-
lar kendisini rahatsız edecek değildi. Ne de olsa Pe-
arl Harbour felâketinin büyüklüğü, onun için bir
müjde olmuştu. Yurttaşlarını topyekûn harbe sürük-

•63'
62<
Siyasî Vasiyetim
S/yasfVas/yeöm

lamış oluyorlardı. Amerikalılara gelince, onlar da


lemek ve muhaliflerin son mukavemetini yok etmek
1919 yılındaki hayâl kırıklığından sonra bir Avrupa
için ona böyle bir felâket gerekmekteydi. Japonları
harbine girmeye pek istekli değillerdi. Ama hiçbir
kışkırtmak için elinden gelen her şeyi yaptı. Bu ya- zaman "sarı tehlike" korkusu ile o kadar dolu olma-
pılanlar Amerikan Cumhurbaşkanı Wilson'un I. mışlardı. İnsan Yahudilere kapılınca, zengine kapılı-
Dünya Harbi sırasında çevirdiği manevraların daha yor demektir. Bu yolda Yahudinin zenginliği ile be-
geniş bir plân üzerinde tekrarından başka bir şey raber onun en Makyavelist niyetlerine de kapılmak
değildi. I. Dünya Harbi esnasında Lousitania gemisinin kaçınılmaz bir âkibettir.
şeytanca torpillenmesi, Amerikalıları Almanlar'a karşı
harbe sürüklemek için hazırlanmış bir düzendi. Şayet Bu konuda Yahudilerin ayrıntılı bir plâna sahip
1917'de Amerika'nın I. Dünya Harbine girişi önlemedi bulunduklarına eminim. Onlar uzun zamandan beri
ise, 25 yıl sonra bu müdahalenin olayların mantığına kötülüklerine bulaştıramadıkları Japonya denen ve
yazılı bulunması tabiidir. Bu müdahale kaçınılmazdı. bir dünya devleti olan bu Doğu İmparatoı luğunu
başka beyaz bir ırka boğdurmak imkânlarını araştır-
Dünya Yahudiliği ilk önce 1915 yılında mütte-
mışlardır.
fikleri kendi emelleri uğrunda kullanmaya başlamış-
ti. Fakat bizim için 1933 yılında, yani 3. Reich'ın Bizim için Japonya daima bir müttefik ve bir
doğuşunda inatçı bir savaş ilân edilmişti. Kaldı ki dost olacaktır. Bu harp bize biraz daha Japonya'yı
son çeyrek asır içinde Amerika Birleşik Devletlerinde takdir etmeyi ve ona hürmet etmeyi öğretti. Japon-
Yahudilerin tesiri durmadan büyümüştü. Birleşik ya bizi birbirine bağlayan bağları kuvvetlendirmeye
Devletlerin harbe girişi kaçınılmaz olduğuna göre, teşvik etmelidir. Şüphesiz ki bu devletin bizimle aynı
yanıbaşımızda Japonya gibi değerli bir müttefike günde Rusya'ya harp ilân etmemesi teessüfe şa-
sahip olmak bizim için paha biçilmez bir şanstı. Bu yandır. Şayet olaylar bizim temenni ettiğimiz gibi
aynı zamanda Yahudiler için de büyük bir şanstı. cereyan etseydi, ne bu anda Stalin'in orduları Bres-
Uzun zamandan beri bekledikleri fırsat zuhur etmişti. lau'yu kuşatacak, ne de Budapeşte'de ordugâh ku-
Amerika Birleşik Devletlerini kendilerinin olan bir rabileceklerdi. O zaman bolşevikleri 1941 kışında
harbe iteceklerdi. Özellikle bu gaye uğrunda, temizleyecek, muhakkak ki Roosevvelt'de bizim
bütün Amerikalıları birleştirmekle ustalıklarını ispat- çapta düşmanlarla karşılaşmakta tereddüt edecekti.
Aynı zamanda 1940 tarihinde, yani Fransa'nın
• 64»
•65 «
Siyast Vasiyetim

mağlûbiyetinden sonra, Japonların Singapur'u ala-


mamalarına esef edebiliriz. O zaman Birleşik Ame-
rika'da yapılan Başkan seçimlerinden ötürü, Birle-
şik Devletler harbe müdahale etme imkânına sahip
değildi. Bu da harbin dönüm noktalarından biri ol-
muştur.
Her şeye rağmen, Japonlarla biz mutlak surette
beraberiz, beraber yeneceğiz veya beraber mahvo- FÜHRER'İN GENEL KARARGÂHI,
lacağız. Şayet önce biz mağlûp olursak, Rusların
Japonya'ya harp ilân etmeyip "Asya Dayanışması" 20 Şubat 1945
masalını devam ettireceklerini kat'iyyen sanmıyo-
rum.

Cebelitarık'ı 1940 yazında Fransa'nın mağlûbi-


yetinden sonra, hem İspanya'da yaratmaya muvaf-
fak olduğumuz heyecandan, hem de İngiltere'nin
geçirdiği şaşkınlıktan istifade ederek işgal etmeliy-
dik.
Fakat güç olan o sırada İspanya'yı yanıbaşımız-
da harbe sokmak keyfiyeti idi. Halbuki birkaç hafta
önce İtalya'nın zaferimizin (!) imdadına koşmasına
o sırada engel olmak imkânsızdı.
Bu Lâtin memleketleri nedense bize şans getir-
miyor. Döneklikleri zayıflıkları ile direkt orantılıdır.
Bu hâlleri bütün oyunu berbat ediyor. İtalyanların
harp meydanında parlak arzularına set çekemedik.

• 66» '67'
Siyasî Vasiyetim Siyast Vasiyetim

Halbuki harbe iştirak etmemeleri şartıyla onlara bir kadınlardan hiçbir sırrını saklamıyordu. Bunu biz bi-
kahramanlık beratı vermeye, askeri zaferin kazancı- liyoruz. Düşmanlarımıza gelince onlar da bilmek
nı ve kazanılmış bir harbin bütün avantajlarından için çok para harcıyorlardı. Böylelikle birçok sırları-
pay ayırmaya hazırdık. mız düşmanlarımıza ulaşıyordu.

İngilizlere gelince, bizden daha fazla onlar Lâtin O hâlde her zaman her şeyi Duçe'ye söyleme-
müttefikleri tarafından aldatıldılar. Şayet Chamber- mem için mühim sebeplerim vardı. Teessüfe şayan-
lein (1938 yılında İngiliz başbakanı idi) Fransa'nın dır ki o bu mecburiyeti anlamadı, bana gücendi ve
içinde bulunduğu çözülmüş durumdan haberdar ol- aynı şekilde davranma yolunu tuttu.
saydı, her halde harbe girmezdi. Zira İngilizlerin he- Kısacası Latinler bizi yerimize çivilediler. Fransa
sabına göre, Fransa kara harbinin bütün yükünü çe- ile gülünç bir politikayı sineye çekmek için Monto-
kecekti. Polonya için Chamberlein sadece timsah ire'a gittiğimde, sonra sahte bir dostun kucaklama-
gözyaşları döküyordu. Bu memleketi derisini yüzül- larına Handay'de katlandığımda sözüm ona dostum
meye bırakmak kadar hiçbir şey tabii olamazdı. olan üçüncü bir Lâtin millet, başka yerde meşgul
Lâtin milletler en gülünç iddialarla en büyük bulunmamdan istifade ederek, Yunanistan'a karşı
maddi zaafı birleştirmiş durumdadırlar. İster dost uğursuz politikasını yürütüyordu.
İtalya, ister düşman Fransa olsun, her ikisinin de
zaafı bizim kaderimize menfî yönden tesir etmiştir.
Duçe ile benim aramda olan bütün anlaşmazlık-
ların temeli, ar aşıra bu zaafa karşı almak mecburi-
yetinde bulunduğum tedbirlerdir. Ona karşı besledi-
ğim mutlak güvene rağmen projelerimizin başlan-
gıçta bozulmasını istemediğimden dolayı plânlarım-
dan onu haberdar etmezdim. Ben Mussolini'ye iti-
mat ediyorduysam, o da Ciano'ya itimat ediyordu
(Musolini'nin Dışişleri Bakanı ve damadı) halbuki bu
sonuncusu da etrafında kelebekler gibi dönen güzel

•68' •69 '


FÜHRER'İN GENEL
KARARGÂHI, 21
Şubat 1945

Eserimizi inşa etmek için barışa


ihtiyacımız vardı. Ben her zaman barış
istedim. Fakat düşmanlarımız tarafından
hep harbe itildik. 1933 Ocağında iktidara
geçişimizden beri aralıksız olarak her za-
man harp tehdidi mevcuttu.
Bir taraftan Yahudiler ve onlara koltuk
verenler vardı, diğer taraftan politikada
realist görüşü tatbik edenler vardı. Bütün
tarih boyunca bunlar birbirleriyle
anlaşmaları mümkün olmayan iki ayrı
düşünce cephesini temsil ediyorlardı. Bir
tarafta her şeyi düşünen bir insanın ve
dünya çapında bir formülün tatbik
edilmesini isteyenler vardı, diğer tarafta ise
realistler bulunuyordu. Nasyonal Sosyalizm
Alman

'71
Siyast Vasiyetim SiyasT Vasiyetim

insanından başka hiçbir şeyle ilgilenmez ve onun ği bütün teşebbüsler ister istemez sınırlı ve ulaşılma-
saadetinden başka hiçbir şey aramaz. sı mümkün hedefleri ihtiva etmektedir. O hâlde ne
Enternasyonalistler, idealistler, hayalciler her bölünmez barışa ne de bölünmez harbe inanmamak
lâzımdır.
zaman fazla yükseği hedef olarak alıyorlar. Ulaşıl-
ması mümkün olmayan bir cenneti vaadederek bü- Münih Anlaşması arefesinde 3 'ncü Reich'ın
tün dünyayı aldatıyorlar. Etiketleri ne olursa olsun, düşmanlarının ne pahasına olursa olsun kanımıza
Hıristiyan, komünist, hümanist adını alsın; samimi, girmek istediklerini ve onlarla anlaşmanın mümkün
ahmak, utanmaz veya eyyamcı olsun, bütün bu in- olamayacağını anlamıştım. Büyük burjuva, kapita-
sanlar ellerinde bayrak gibi salladıkları bu formüllerle list Chamberlein aldatıcı şemsiyesi ile sonradan
ancak köle imâl edebilmektedirler. Eldeki imkânlar görme bu Hitler ile görüşmek için Berghof'a rahat-
nispetinde ben daima kendi çapımızda bir cenneti sız olup geldiği zaman, bize karşı merhametsiz bir
tahayyül ettim. Bu cennete Alman milleti gelişme savaşa girişeceğini o da biliyordu. Beni uyutmak
yoluyla ulaşacaktır. için bana ne olursa olsun çok şeyler verebilirdi. Bu
Yalnız yerine getirebildiğim ve yerine getirebil- seyahati yaparken tek ve biricik gayesi zaman ka-
meye muktedir olduğum şeyleri vaadetmekle yetin- zanmaktı. O sıralarda bizim menfaatlerimiz önce ve
dim. Kışkırttığım dünya çapındaki kinlerin sebeple- aniden vurmaktı. Harbi 1938 yılında yapmak lâ-
rinden biri de budur. Bütün düşmanlarım gibi yerine zımdı. Zira harbin yayılmaması için bu elimizdeki
getirilmeleri imkânsız olan vaadlerde bulunmadığım son fırsattı.
için oyunun kurallarını bozuyordum. Kararlı ve iti- Müzakere masasında karşımızda oturanlar ön-
raf edilmeyen gayelerin, insanların saflığını istismar celeri tuttukları her şeyi bıraktılar. Korkaklar gibi
etmek alışkanlığı içinde olanlardan ve kışkırtıcılar- bütün isteklerimize boyun eğdiler. O zamanki şart-
dan daima uzak kaldım. lar içinde harbe girmek teşebbüsünü ele almak ha-
Nasyonal Sosyalizm doktrininin dışardan getiril- kikaten güçtü. Münih'de ÖNLENMESİ MÜM-
miş bir doktrin olmadığını her zaman ilân ettim. Al- KÜN OLMAYAN BİR HARBİ kolayca ve çabu
man milleti için hazırlanmış bir fikir olduğunu göz- çak kazanmak fırsatını kaybettik.
ler önüne serdim. Nasyonal Sosyalizmin ilham etti-

'72' • 73 <
Siyasi Vasiyetim Siyasi Vasiyetim

Kendimiz de her ne kadar hep hazır sayılma- yüzünden bunalacak olan Fransa ve İngiltere, dünya
dıysak da, yine de düşmanlarımızdan daha derli kamu oyunun da bizden yana oluşu yüzünden pasif
toplu idik. 1938 yılının Eylül ayı böylesine bir hü- kalacaklardı. Hem de Fransız politikasının Doğu
cum için en az müsait olan bir tarihdir. Fakat savaşı Avrupa'daki başlıca desteği Polonya, bizim tarafta
sınırlandırmak ne mümkün! bulunacaktı. Bizimle sırf Polonya için savaştıklarını
söyleyen Fransa ve Büyük Britanya İmparatorluğu
Silâhlar yolu ile hesaplaşmak metodunu tercih
çaresiz kalacaklardı. Bu devletlerin ayrıca böyle bir
etmemiz lâzımdı. Bu hâl bizim için bir mecburiyet
dünya harbini yapamayacaklarına da emindim.
olmuştu. Hattâ düşmanlarımızın o an bütün arzula-
Bir kere silâhlar patladıktan sonra, himaye ettikleri
rımıza boyun eğme kararlarına dahi aldırmayacak-
memleketlerin gözünden düşmüş İngiltere ve
tık. Südet problemini silâh yoluyla çözmekle Çekos-
Fransa'nın işe karışmalarına meydan kalmadan,
lovakya'yı ortadan kaldırmış ve bütün haksızlığı da
Doğu Avrupa ve Balkanların askıda kalmış
Beneş'e yüklemiş olacaktık. Münih'de bulunan hâl
meselelerini de daha sonra halledebilecektik. Bize
çaresi ancak geçici olabilirdi. Zira Almanya'nın kal-
gelince, durumumuzu sağlamlaştırmak için gerekli
binde ne kadar küçük olsa dahi "müstakil bir Çe- zamanı kazanacak, mukadder olsa dahi dünya har-
koslovakya yarasının" mevcudiyetine ne olursa ol- bini birkaç sene daha geciktirecektik.
sun müsaade edemezdik. Bu yarayı 1939 yılının
Mart ayında deşdik. Ama 1938 yılında yapabilece- Hali hazırda, düşmanlarımızın içine düştükleri
ğimiz silâhlı müdahalelerden çok daha düşük şartlar uyuşukluk ve konfor düşkünlüğü belki de atadan
içinde idik. Zira dünya kamu oyunun gözünde ilk kalma kinlerine üstün gelecek ve bizi unutacaklardı.
defa kendimizi haksız duruma sokuyorduk. Artık Kimbilir belki de bütün isteklerimizin Avrupa'nın
Almanların 3 'ncü Reich'ın idaresi altında birleşme doğusuna yöneldiklerini fark edeceklerdir. Hattâ
dâvasını değil, Alman olmayan bir halk üzerinde hi- düşmanlarımız bu gayretler içinde mahvolmamız
maye kurmak durumunda gözüküyorduk. ümidini beslemek hatâsına dahi düşmüşlerdir. Her
halükârda bir taşla iki kuş vuruyorlardı. Bir taraftan
Harp 1938 yılında açılsaydı, Çeklerin hâkimi- batıda barışı garantiye alıyorlardı; diğer taraftan da
yeti altında bulunan Südet Almanları, Slovaklar, her ne kadar bize denk değilse de, büyüyen kudretini
Macarlar ve hattâ Polonyalılar'm kurtuluşu için bir yakından takip ettikleri Rusya'nın zayıflamasından
yıldırım harbi olurdu. Şansımız ve olayların sür'ati istifade etmek istiyorlardı.
.74. • 75 •
FÜHRER'İN GENEL KARARGÂHI,
24 Şubat 1945

Birleşik Amerika ile yaptığımız bu harp


aslında bir dramdır. Mantığa aykırı ve hakiki
sebepten mahrum bir harptir.
Ben Almanya'da iktidara geçerken, Yahudiler
tarafından seçilen Roosewelt'in Amerika Birleşik
Devletlerinde kumandayı ele alması tarihin
tesadüflerinin bir hükmüdür. Yahudiler ve onların
bu adamı olmasaydı, her şey bambaşka olabilirdi.
Zira birbirlerini anlamaya ve sevmeye değilse de
Almanya ve ABD'nin hiç olmazsa belirli bir gayret
harcamadan birbirlerine tahammül edebilmeleri
için elde mevcut her şey vardı. Hakikatte
Amerika'nın iskânında Almanların kudretli bir
katılımı vardır. Birleşik Devletlere en çok kuzey
kanını getiren yine biziz. Ameri-
*

• 77»
Siyasî Vasiyetim
Siyasî Vasiyetim

kan kurtuluş savaşında Steuben'in oynadığı azimli İlişkilerimizi bozan ve her şeyi çığırdan çıkaran budur,
evet yalnızca budur. Amerikalıların eteklerine it
rol de inkâr edilemez.
yapışmış, onların ürettikleriyle beslenen işgalci Ya-
Son büyük iktisadi buhran, Almanya ve Birleşik hudiliğin kendileri için ne biçim belâ olduğunu 25 yıl
Devletleri aynı zamanda ve aynı derecede sarsmıştı. geçmeden anlayacaklarına eminim. Amerika'yı
Bu buhrandan oldukça birbirlerine benzeyen çare- ilgilendirmeyen menfaatler uğruna, Amerikalıları ilgileri
lerden faydalanarak kurtulduk. Bu işler her ne ka- olmayan maceralara sürükleyen, yine bu Ya-hudilerdir.
dar zor idiyse de bizim için bir başarı ile neticelen- Yahudi olmayan Amerikalıların, Yahudi-
mişti. Onlarda ise bu başarıyı gerçekleştirmek fev- I' lerin kinlerini paylaşmalarına ve onların dümen su-
kalâde kolay olduğu halde, Roosewelt ve Yahudi yunda yürümelerine sebebiyet verecek tek mecburi-
danışmanları tarafından güçlükle başarılabilmiştir. yetleri var mıdır? Çeyrek aşıra kadar Amerikalılar,
New Deal (Roosewelt'in buhrandan sonra tatbik et- l ya şiddetli Yahudi düşmanları olacaklar ya da yutu-
tiği politikanın adı) politikasının iflâsı, bu şahısların lacaklardır.
harp hezeyanlarından ileri gelmiştir. Birleşik Devletler
pekâlâ otarşik bir ekonomi içinde yaşayabilirlerdi. Biz bu harbi kaybedersek, bu Yahudilerin bizi
Zaten bizim de rüyamız böyle bir sisteme ulaş- yendikleri mânâsına alınmalıdır. O zaman topyekûn
maktı. Sonsuz bir toprak sathına sahiptirler ve bu- zafere ulaşmış olacaklar. Aynı zamanda bu zafer
radan her çeşit enerjiyi elde etmeleri mümkündür. muhakkak ki kısa ömürlü bir zafer olmaktan ileri gi-
Almanya'ya gelince, insan potansiyelinin ölçüsünde demeyecektir. Yalnız Avrupa'da değil Birleşik Ame-
toprakları üzerine bir gün mutlak bir iktisadî istiklâle rika'da bile Yahudilere karşı mücadele açılacaktır.
kavuşmasını ümit ediyorum. Büyük bir millet geniş A.B.D. tarihinin getirdiği olgunluğa erişmemiş genç
bir toprağa muhtaçtır. bir memleket olduğundan, siyasi anlayışın dehşetli
bir mahrumiyeti içindedir. Şimdiye kadar Amerikalı-
Almanya, Birleşik Devletlerden hiçbir şey bek-
lar için her şey kolaydı. Tecrübe ve güçlükler bu mil-
lemiyor, o hâlde onların da Almanya'dan korkmala-
leti olgunlaştıracaktır. Milletlerin doğduğu günlerde,
rına gerek yoktur. Herkes kendisi için, mükemmel
Amerikan milleti nerede idi? Dünyanın her tarafın-
bir harmoni içinde yaşarken her şeyi anlaştırmak
dan gelmiş, servet fethine girişen, açlıklarını iyice
mümkündür. Her şeyi bozan dünya Yahudiliğinin bu
yatıştırmak için sınırsız ve bakir bir kıtayı önlerinde
memlekete kudretli burçlarını yerleştirmiş olmasıdır.
'79'
>78<
S/yasf Vasiyetim
S/yasf Vasiyetim

bulan bir takım kimselerden meydana gelmiştir bu Bu mühim devre içinde, kader Amerikan Devlet
millet. Kaldı ki her ırka mensup, daha millî bir ru- Başkanının Roosevvelt'ten başka birisinin olmasını
hun harcı ile birbirlerine bağlanmış olan bu yığın Ya- isteseydi, bu adam Amerikan ekonomisin 20. yüzyılın
hudilerin yırtıcılığı için ne ideal avdır? Onların yeni ihtiyaçlarına uydurmasını bilecek ve Lin-coln'den beri
av sahası üzerinde yaptıkları ve yapacakları ile mu- Amerikanın en büyük Devlet Başkanı olacaktı. 1930
kayese edildiği zaman bunu Yahudilerin bizde yap- yılındaki iktisadî buhran, dünya çapında bir gelişme
tıkları ve Nasyonal-Sosyalizmin son verdiği aşırılık- buhranından başka bir şey değildi. İktisadi liberalizmin
larla kıyaslamak mümkün değildir. Amerikalılar Ro- geçmiş bir formülden ibaret olduğunu ortaya koyuyordu.
osevvelt'in şahsında sahte bir Tanrıya taptıklarını ve Buhranın anlamını ve çapını anladıktan sonra şifa verici
çareleri bulmak mesele olmayacaktı. İşte Birleşik
bu tatlı su Yahudisinin bir aldatıcı olduğunu anla-
Devletlerin büyük bir başkanının üzerine alacağı rol...
makta gecikmeyeceklerdir. Bu gerçek Birleşik Dev-
Bu davranış ona dünya çapında eşsiz bir itibar
letler'in bakış açısından olduğu gibi dünya'nın bakış
sağlayacaktı. Vatandaşlarını milletlerarası büyük
açısından da öyledir. Roosewelt Amerikalıları onların
meselelerle ilgilenmeye teşvik edecek, dünya üzerinde
olmayan yol üzerinde yürüttü ve kendilerini ilgi-
gözlerini açacaktı. Ama acımasız Roosevvelt'in yaptığı
lendirmeyen bir kavga içinde onlara aktif bir rol oy-
gibi milletini dünya kavgasının ortasına fırlatmak bir
nattı. En küçük politika içgüdüsü bile onlara kendi
çılgınlıktı. Bu adam Amerikalıların cehaletini, saflığını ve
muhteşem tecritleri içinde kalmayı ve bu mücadelede
iyi niyetini büyük ölçüde istismar etti. O, Amerikalılara
hakemlikten başka rol kabul etmemeyi ilham et-
dünyayı Yahudi objektifinden gösterdi. O onları öyle bir
meliydi. Biraz olgunluk ve tecrübe sebebi ile yırtılmış
yola sürükledi ki şayet bu millet bütün gücü ile
bir Avrupa'nın karşısında mutlak bir tarafsızlık içinde işe girişmezse yerle bir olacaktır.
kalmanın yüksek menfaatleri gereği olduğunu
şüphesiz anlamalıydılar. Müdahale etmekle kendilerini Davranışlarının bizim ve Avrupa'nın kaderi üze-
biraz daha istismarcıları olan Yahudilerin boyunduruğu rinde tesiri olmasaydı Amerikalılar'ın işleri bizi ilgi-
altına soktular. Bu sonunculara gelince, yalnız kendi lendirmezdi. Başlarına gelecekler umurumuzda dahi
görüş açılarından dünyayı tanıyorlar, ne yaptıklarını değildi.
da gayet iyi biliyorlar.

•80- •81
Siyasî Vasiyetim

Bizi başka bir özellik Birleşik Devletlere yaklaş-


tırıyordu. Ne onların ne de bizim bir sömürge poli-
tikamız vardı. Almanlar hiçbir zaman emperyalist
olmamışlardır. 19 'ncu asrın sonundaki davranışları
tarihimizde bir kaza alameti olarak kabul ediyorum.
1918 yılında yenilmemiz hiç olmazsa bizi bu kaçı-
nılmaz olan yol üzerinde durdurmuştur. Çünkü o
devirde Almanlar, kıskandıkları Fransız ve İngilizleri
sömürgecilik yolu üzerinde taklide çalışıyor ve bu FÜHRER'İN GENEL KARARGAHI,
başarının kısa ömürlü olduğunu bilmiyorlardı. 25 Şubat 1945
3 'ncü Reich'ın lağvedilmiş bu geçmişin hasretini
çekmediğini kabul etmek, idaremize karşı kadir-
şinaslık olur. İdaremiz kesin bir cesaretle kudretli bir
devlet birliği anlayışına ve büyük bir kıta politikası- Daima çabuk hareket etmek zarureti içinde ol-
na yüzünü döndü. Halbuki Amerikalılar'ın hakiki si- duğumuzdan acelelikle her şeyi bozduğumuzu bir
yasi geleneği de bunun aynısıdır; Başka kıtaların iş- büyük olay olarak kabul edelim. Halbuki bizim du-
lerine karışmamak ve başkalarının da yeni dünya- rumumuzda çabuk hareket etmek acele ile hareket
nın işlerine karışmasına engel olmak (Monroe etmek demektir. Sabır denen Tanrı vergisine sahip
Doktrini) olmak için, zaman ve zeminimizin de daima bol ol-
ması lâzım gelirdi. Kaldı ki ne birine ne de diğerine
sahibiz. Slav karakterinin önemli bir vasfı olan pa-
siflik vasfını hesaba katmazsak Ruslar hem zamana
hem de zemine sahiptirler.
Bütün bunlar yetmezmiş gibi marksizm dini sa-
yesinde bir halkı sabırlı kılmak için gerekli olan her
şeye sahiptirler. Hıristiyanlığın aksine olarak, mark-
sizm dininin sahipleri olan Ruslar, saadeti yeryüzün-
•82« 83
Siyast Vasiyetim Siyasî Vasiyetim

de fakat gelecekte vadederler. Yahudi Mardose, yâni den kaçırdığım meşaleyi alıp daha da alevlendire-
Marks her iyi Yahudi gibi Mesihi bekliyordu. O cek seçkin bir adam gelecek mi?
Mesihi bir tarihi maddecilik şuuru içine yerleştire- i
Benim için başka bir mukadderat oyunu daha
rek, dünya saadetini hemen hemen sınırsız olan bir
var. Ben Alman milleti kadar geçmişi trajik ve acı
gelişmenin içinde düzenlemiştir. Saadet elinizin al-
olaylarla dolu bir milletin hizmetinde bulunuyorum.
tındadır. Size bunu söz veriyorlar. Fakat istenilen -
Bu milletin o kadar değişmeye temayülü vardır ki,
gelişmenin zorlamadan devamı için beklemeniz lâ-
şartların uygunluğuna göre bir aşırılıktan diğer bir
zımdır. İşte böyle bir numara ile insanları elde tutu-
aşırılığa insanı şaşırtan bir rahatlıkla geçmektedir.
yorlar! Lenin'in yapmaya vakit bulamadığını Stalin
Benim durumumda ideâl olan ilk önce Alman mille-
yapacak, gibi sözlerle herkes avutulmaktadır! Bu
tinin varlığını garantilemek, daha sonra tamamıyla
açıdan Marksizm kuvvetli gözüküyor. Ya Yahudiliğin
Nasyonal-Sosyalist bir gençlik yetiştirmek, en so-
diğer çocuğu olan Hıristiyanlıktan ne haber? O, ı
nunda gelecek nesillere kaçınılmaz harbin yükleye-
inananlarına yalnız öteki dünyadaki saadeti söz ver-
ceği görevleri yerine getirmek vazifesini vermektir:
mekle yetinmektedir. Hıristiyanlık bu bakımdan
O zamana kadar Alman milleti tarafından temsil
Marksizmden ölçülmeyecek kadar daha kuvvetli- >
edilecek kuvvetten düşmanlarımız çekinmedikçe,
dir.
kaçınılmaz harp fikri ayakta kalacaktır. Almanya bu
Ben bir insan hayatının müddeti boyunca her şekilde maddeten ve manen hazır olacaktı. Çocuk-
şeyi başarmak kaderinin pençesindeyim. Hizmetim- luktan beri prensiplerimize göre yetişmiş bir idare,
de realist bir ideolojiden başka bir şey yoktur. Elle bir diplomasi ve bir ordu kadrosu tarafından yöneti-
tutulabilir şeylere tutunduğum için, ancak gerçek- lecekti. Alman milletini hakkı olan mertebeye çı-
leştirilebilecek vaatlerin sağlayıcısı olduğum için va- kartmak için başladığım eser, maalesef ne bir tek
tandaşlarıma ay'ı vadedemem. Başkalarının ebedi- şahsın ne de bir tek neslin eseri olacaktır. Her şeye
yete sahip oldukları yerde, ben ancak bir kaç zavallı rağmen Alman milletine büyüklük duygusunu, bü-
saniyeye sahibim. Onlar eserlerini bıraktıkları yer- tün Almanların yıkılmaz büyük bir devletin içinde
den devralacak aynı sabanla aynı izi kazacak halef- birleşmek düşüncesini fısıldadım. İyi bir tohum ek-
lerin geleceğini biliyorlardı. Halbuki ben kendi ken- tim. Alman milletine mevcudiyeti için yürüttüğü
dime soruyorum. Acaba haleflerim arasında elim- kavganın mânâsını anlattım.

•85»
SiyasiVas/yetim

İstikbalde bu maksadın kazanmasına hiçbir şey


mani olmayacaktır. Almanya genç ve kuvvetli bir
millettir. Bütün istikbâli önünde olan bir millettir.

FÜHRER İN GENEL KARARGÂHI,


26 Şubat 1945

Rusya'nın hesabını görmek kararı, İngiltere'nin


inat edeceğine inandığım anda verilmişti. İngiltere
ile aramızda tamiri imkânsız olayların geçmesini ön-
lemekte gösterdiğim sportmen anlayışımı Churchill
hakkıyla değerlendiremedi. Gerçekten İngilizleri
Dunkerk'de mahvedebilirdik ama etmedik. Her za-
l h'
man muhalefet ettikleri önemli işleri zahmetsizce
gerçekleştirdiğim Almanya'nın kıta üzerindeki haki-
miyetinin onlar için çok elverişli şartları yaratacağını
onlara göstermek için müsamahakâr davranıyor-
dum.
Temmuz ayının sonunda, yani tam Fransa'nın
mağlûbiyetinden bir ay sonra, barışı elden kaçırdığı-
mızı anlamıştım. Birkaç hafta içinde hâkimiyet sağ-
•87'
•86'
Siyasi Vasiyetim Siyasî Vasiyetim

layamazsak Eylül sonlarından önce ingiltere'yi işgal harında Rusya'ya sevkettiğimiz kuvvetlerin küçük
edemeyeceğimiz meydanda idi. Biz batıda meşgul bir kısmı yakın doğuyu çabucak kurtarabilirdi. Fakat
iken Baltık ülkelerini ve Besarabya'yı işgal etmekle, bu işte asıl tehlike üslerimizden fazla uzaklaşmakla
Sovyetler niyetlerini ortaya koymuşlardı. Diyelim ki Ruslara hücum işaretini vermiş olmamızdı. Onlar
bu davranışları da sineye çekebilirdik. Ama Molo- ya yaz döneminde veya sonbaharda bizim için felâ-
tof'un Kasım ayında Berlin'e yaptığı seyahat her ketlerle yüklü teşebbüslere girebilirlerdi. Bu düşün-
şeyi gözle görülür hâle getirmişti. Bu kusursuz ko ce bütün cesaretimizi kırıyordu.
medilerle Stalin yalnızca zaman kazanmak, Finlan Yahudileşmiş demokratik ülkeler konusunda
diya ve Balkanlardaki çıkış noktalarını kuvvetlendir Sovyetlerde bir fil sabrı vardı. Uzun veya kısa bir
mek istiyordu. Farelerle oynar gibi bizlerle oynama- müddet sonra, üstelik harp yoluna başvurmadan,
yi deniyordu. bu ülkelere hükmedeceklerini biliyorlar. İlk çelişme-
Asıl felâket 15 Mayıstan önce hücuma geçme lerinden ötürü; kurtuluşlarına imkân olmayan iktisa-
imkânsızlığımızdı. Zaten ilk darbede başarı göster- dî buhranlardan ötürü, Marksizmin zehirleme faali-
mek için gecikmeden vurmak lâzım geliyordu. Fakat yetlerine karşı müsait oluşlarından ötürü... Fakat 3
Stalin bu harbi daha önce başlatabilirdi. Bütün kış 'ncü Reich söze konu olduğu zaman işlerin değişe-
müddetince, bilhassa 1941 ilkbaharında Rusla-; r m ceğini biliyorlardı. Bütün sahalarda, barışta veya
harbi başlatması saplantısı içinde yaşamıştım, Bir harbde onlardan üstündük. Sovyetlerin sabrının te-
isyan havası estiriyordu. Bu ardarda gelen hezi- meli, tehlikelerden sakınmayı, gayelerini gerçekleş-
metler, o zamanlar düşman olsun dost olsun yenil- tirmek için lüzumu kadar beklemeyi onlara öğreten
mezliğimize inananların kanaatlerine dolayısıyla te- felsefeleridir. Bir yıl, bir nesil, gerekirse bir asır. Za-
sir ediyordu. man onlara pahalıya mal olmuyordu. Marksizm bo-
yunduruğu altında bulundurduğu kölelere dünya
Yugoslavya'nın bize yüz çevirmesinin başka bir cennetini ne bu gün ne de yarın sadece belirsiz bir
sebebi yoktu. Bu ise bizi Balkanlarda harbe sürükle- istikbâl için vadediyordu.
meye mecbur etmişti. Halbuki daha önce ne paha-
sına olursa olsun bu felâketi önlemek için şartları Kuvvetlerinin kaynağı olan bu sabırlarına rağ-
çok zorlamıştım. Bu yola bir defa girdikten sonra men, Sovyetler İngiltere'nin ortadan silinmesine
işin sonunu hiç kimse kestiremezdi. 1941 yılı ilkba- karşı ilgisiz kalamamışlardı. Zira Birleşik Amerika
•89 •
Siy ast Vasiyetim

ve Japonya birbirlerini yerken, Sovyetlerin bizimle lirdik: Herkese düşen tesir sahasını sınırlandırarak
teke tek karşı karşıya kalmak tehlikesi başgösteri- işbirliğini yalnız iktisadî sahaya bağlı kılmakla, öyle
yordu. Bizim tarafımızdan seçilen zaman ve zemin bir şekilde ki, her iki taraf da aradığını bulabilsin.
üzerinde, aramızda askıda kalan eski bir hesabın le- Bu öyle bir anlaşma olacaktı ki gözler daima açık
himize halledileceğine muhakkak gözüyle bakıyor- parmaklar daima tetikte duracaktı!
lardı.
Moskova paktının birinci yıl dönümünde Bolşe-
vikliğin defterini silâh zoruyla dürmek kararını ver-
diysem, adı geçen paktın imzalanmasından önce
Stalin'in de bizim hakkımızda aynı kararı verdiğini
biliyordum.
Tam bir sene süresince samimi olmasa da, dos-
tane bir anlaşmanın Stalin Rusyası ile aramızda
sağlanmasını ümit ettim. 15 yıllık bir iktidar tecrü-
besinden sonra gerçekçi olan Stalin'in karanlık
marksizm ideolojisinden kurtulup bu zehiri yalnız
dışda kullanmak üzere muhafaza ettiğini tahmin
ediyordum. Çarların imparatorluğunu yıkmakta hiz-
met gören Yahudi aydınlarını temizlemekte göster-
diği sertlik, ümitlerimizi arttırıyordu. Eseri olan bu
totaliter imparatorluğun yıkılışında Yahudi aydınla-
rın vazife görmelerine müsaade etmeyeceğini sanı-
yordum. Stalin'in imparatorluğu aslında Deli Pet-
ro'nunkisinin manevi mirasçısıdır.
Her iki tarafta kusursuz bir realizm anlayışı için-
de, uzun ömürlü bir anlaşmanın şartlarını yaratabi-

•90'
'91
FÜHRER'İN GENEL
KARARGÂHI, 27
Şubat 1945

Ben Avrupa'nın son şansıyım. Avrupa


kendi birliğini önceden alınmış kararlar ve
reformlarla yapamazdı. Bu kıt'anın milletleri
birlik yolunda cazibe ve ikna gayretleriyle
fethedilemezdi. Ona sahip olmak için, ona
saldırmak lâzımdı.
Avrupa ancak harabeler üzerinde inşa
edilebilir. Maddî harabeler üzerine değil; özel
menfaatlerin birleşmesinden meydana gelen
harabeler üzerine; iktisadî dolapların harabesi
üzerine, dar fikirlerin harabesi üzerine, modası
geçmiş alışkanlıkların harabesi üzerine ve
anlamsız serseri ruhunun harabesi üzerine... Hiç
kimseye imtiyaz tanımadan, herkesin
menfaatine göre Avrupa'yı birleştirmek
gerekiyordu. Napoleon bunu mükemmel
surette anlamıştı.
•93 •
Slyast Vasiyetim

Barışın fethinden korkan, asıl barışı elde etmek


için ona sahip olmanın sonsuz ümidi ile aralıksız
harp etmeye mecbur olan Napoleon'un acılarını
herkesden iyi anlayıp, takdir edebilir durumdayım.
1940 yazından beri aynı acılan yaşıyorum. Kıt'anın
menfaaetleri arasına burun sokan daima aynı İngil-
tere idi. İhtiyarladı fakat zayıflamadı. Aksine eski-
sinden daha fena ve daha zehirli oldu. O İngiltere
ki bu olumsuz davranışında durumun tabiatına karşı, FÜHRER İN GENEL KARARGÂHI,
bugüne kadar bölünmemizden istifade ederek 2 Nisan 1945
yaşayan ve yaşamada devam etmeyi ümit eden Ya-
hudi enternasyonali tarafından tahrik edilen, ondan
ilhamı alan Birleşik Devletler'in desteğine sahipti.
Şayet bu harpte mağlûp olursak, bu mağlûbiyet
topyekûn bir hezimet olacaktır. Düşmanlarımız he-
deflerini o kadar aşikâr şekilde belirtmişlerdir ki,
hakkımızda besledikleri niyetler bahsinde hiçbir za-
man ümide kaplamayacağımızı biliyoruz. İster Ya-
hudiler, ister Rus Bolşevikleri veya onların ardı sıra
gelen düşman sürüsü olsun, Nasyonal-Sosyalist Al-
manyasını yıkmadan, mahvetmeden, toz etmeden
silâhları elden bırakmayacaklarını biliyoruz. Birbirle-
rine bu kadar zıt iki ideolojinin çarpıştığı böylesi bir
harpte, fena biten bir savaşın mutlak bir hezimetle
sonuçlanması zaten normaldi. Her iki taraftan da
bu mücadelenin tam takatsiz kalınıncaya kadar yü-
rütülmesi gerekmektedir. Bize gelince, biz ya zafere

•94' •95'
Siyasî Vasiyetim Siyasî Vasiyetim

veya kanımızın son damlasına kadar mahvolmaya ğu ırkî kanunlara hürmet etmeye kendini zorlamalıdır.
kararlıyız. Gün geçtikçe Yahudi hakimiyeti ile kuşatılan bir ,!
dünyada, bu kuşatmaya karşı direnme gücü kazanan
Bu zalim bir düşüncedir. Devletimizin maalesef
bir milletin, eninde sonunda ölümü yenmesi lâzımdır.
gelip gelen düşmanlarımız tarafından param parça
Bu açıdan bakıldığında Almanya ve Orta Avrupa'dan
edildiğini, halkımızın bolşevik vahşilerle, Amerikan
Yahudilerin temizlenmesi, Nasyonal-Sosyalizme
gangsterlerinin gazabına terkedildiğini dehşetle ta
karşı minnettar kalınması lâzım gelen bir hususdur.
hayyül ediyorum. Bu tablolar Alman milletinin istik
İkinci mesele bütün Almanlar arasında çözülmez bir
baline olan yenilmez inancını gölgelemiyor. Alman
birliğin kurulmasıdır. Ancak hepimiz birleştiğimiz
ya'nın yeniden doğuşu biz acı çektiğimiz derecede
zaman bütün değerlerimiz meydana çıkar: Yani
parlak olacaktır! Alman milletinin ruhu bize yardım
Prusyalı, Bavyeralı, Avusturyalı, Renanlılı-ğı bırakıp
cıdır. Alman milletinin mevcudiyetini tehlikede gör
sade Alman olmalıyız. Bismarck'ın devletinin sınırı
düğü zaman ölü hâle gelmesi özelliği, bize bir defa
içinde bütün Almanları toplamaya teşebbüs eden
daha hizmet edecektir, fakat, şahsen ben bizim ye
Prusyalılar milletimizin 30-40 yıl içinde kıt'anın en
nilmiş Üçüncü Reich Almanyasına halef olacak bir
büyük devleti haline gelecek derecede
ara Almanya'sında yaşamaya tahammül edemez
kuvvetlenmesine yardım ettiler. Kendim, bütün Al-
dim. 1918 de rezalet ve ihanet bahsinde gördükle
manları Nasyonal-Sosyalist olan Üçüncü Reich içinde
rimizi şimdi tahayyül edeceklerimizle mukayese da-
toplamakla, onları Avrupa'nın yaratıcısı haline
hi edemeyiz. 12 yıl Nasyonal-Sosyalizm tatbikatın-
getirdim. Ne olursa olsun Almanlar aralarındaki kötülük
dan sonra böyle bir şeyin meydana gelebileceği na-'
tohunlarının ortadan kaldırılmasının ve kendilerini
sil düşünülebilir? Kendisini kahramanlığın zirvesine
birleştiren unsurların büyük bir sebatla aranmasının
götüren seçilmişler zümresinden mahrum olan Al-
kendileri için mecburi olduğunu unutmamalıdırlar.
man milletinin seneler boyu çamur içinde yuvarlan-
ması nasıl düşünülebilir? Yabancı olanlar için kesin kurallar koyup, uygu-
Bu durumda ruhları sarsılmayan, sadık kalanlar lamak imkânsızdır. Zira problemlerin verileri tama-
için hangi emir, hangi kural söz konusu olabilir? mıyla değişir. 20 sene evvel Avrupa'da Almanya
Kabuğuna çekilmiş, vurulmuş, hayat ve ölüm ara- için iki müttefik devletin varolabileceğim yazmıştım:
sında yaşayan Alman milleti kendisine vermiş oldu-
•97»
•96»
SiyasT Vasiyetim Siyasî Vasiyetim

İngiltere ve İtalya. Bu müddet içinde dünyanın sey- Fransa'yı büyük devletler listesi üzerinde 5 'nci sıra-
rini takip ettiği gelişmeden dolayı, olayların çığır- ya düşürmüştür. Yeni durumunda bize karşı tehlikeli
dan çıkması bu politikayı mümkün kılmamıştır. İngi- olursa bu onun hudutsuz rüşvet potansiyeli ve şan-
lizlerin daha imparatorluk kudretleri varsa artık im- taj yapmak sanatından ileri gelecektir. O halde iti-
paratorluklarını muhafaza etmek için manevi kuv- matsızlık ve teyakkuz. Almanlar kendilerini bu deniz
vetleri yoktur. Görünüşte dünyaya hükmediyorlardı. kızının kollarında uyumaya asla bırakmasınlar!
Hakikatte kendileri dünya Yahudiliği tarafından idare
Ne de olsa yabancılarla ilgili konularda katı
ediliyorlardı. İtalya Roma İmparatorluğunun ihti-
prensipler üzerinde durulmaz. Zamanın şartlarına
rasları ile yaşıyordu. Evet; o bu İmparatorluğun ihti-
uymak lâzımdır. Almanya'nın emin dostlarını Yahu-
rasını besliyordu ama bu ihtirasların gerçekleşme-
di tahribatına karşı olan milletler arasından temin
sinde yardımcı olacak bir ruh ve madde kuvvetin-
edeceği muhakkaktır. Damarlarımızda akan akraba-
den mahrumdu. İtalya'nın tek kozu hakiki bir Ro-
lık kanına rağmen Japonların, Çinlilerin ve İslâm
malı tarafından idare edilmesiydi. Bu hakiki Romalı
ülkelerinin, meselâ Fransa'dan daha fazla bizlere
için ne büyük dram! Ve bu ülke için ne dram! Mil-
yakın olacaklarına inanıyorum. Asırlardan beri
letlerin ve insanların gerekli olan maddî destekler-
Fransa'nın dejenere olması ve seçkin tabakasının
den mahrumiyetleri söz konusuyken büyük ihtiraslar Yahudi ruhu tarafından yıkılması hakiki bir felâket-
beslemeleri tam manâsıyla fecaattir. tir. Bu yutulma öyle bir orana varmıştır ki, artık ta-
Gelelim Fransa'ya. Fransa hakkında düşündük- miri mümkün değildir. Fransa bir Yahudi politikası
lerimi de bundan 25 sene evvel yazdım. Fransa, Al- yapmaya mahkûmdur.
man milletinin can düşmanı kalmakta devam et-
Üçüncü Reich'ın hezimeti halinde, Asya, Afrika
mektedir. Miskinliği ve sinir krizleri bizi bazen jest-
belki de Güney Amerika'da milliyetçi hareketler
lerinin mânâsını küçümsemeye sürüklemektedir.
beklene dursun, dünyada birbirlerine karşı çıkabile-
Belki de daha zayıf durumlara düşse bile zayıflığı
cek yalnız iki kuvvetli devlet kalacaktır: Amerika
tedbirli davranmamıza engel olmamalıdır. Fran-
Birleşik Devletleri ve Sovyet Rusya. Tarihin ve coğ-
sa'nın askerî kudreti artık bir hatıradan başka bir
rafyanın kanunları bu iki devleti ister askerî plân, is-
şey değildir. Bu yönden bizi rahatsız etmeyeceği
ter sadece iktisadi ve ideolojik plân üzerinde olsun
muhakkaktır. Neticesi ne olursa olsun bu harp
boy ölçüşmeye zorluyor. Aynı kanunlar onları Avru-
•98» •99 '
Siyasi Vasiyetim
SiyasT Vasiyetim

kurulmuş maymuncuk ahlâkından daha ciddi bir


pa'nın düşmanı olmaya mahkûm ediyor. Bu kudretli
doktrin kuramazsa, acaba uzun müddet bu kıt'a be-
devletlerden biri veya diğeri muhakkak surette az
yazların hüküm sürdüğü bir yer olabilir mi? Bu tak-
veya çok zaman sonra harbin sonunda meydana
dirde kilden ayaklar üzerine oturtulmuş bu devin
gelecek hakiki Avrupalı bir milletin desteğini sağla-
aniden yükselişinden sonra, yine aynı hızla kendini
mayı arzu edecektir. -Alman milletinin.- Bütün kuv-
yıkma uğraşına girdiği görülecektir. Bu ani yıkılışın
vetimle haykırıyorum: Ne pahasına olursa olsun Al-
sarı ırka mensup milletler için ne şahane bir bahane
manlar, Amerikalılar ve Ruslar'm oyunları içinde bir
olacağını düşünelim bir defa! Hukuk ve tarih yö-
piyon rolü oynamayı kabul etmesinler.
nünden onlar da, tamamıyla Avrupalıların 16. asırda
Bu sırada ideolojik plân üzerinde Yahudileşmiş Amerika kıt'asını istilâ etmek için kullandıkları
Amerikalılığın mı, yoksa bolşevikliğin mi bizim için sebepleri ileri sürebilirler. Çoğalışları ve yarı aç
daha fazla zararlı olacağını kestirmek güçtür. Belki oluşları onlara tarihin tanıdığı yegâne hakkı tanıya-
de Ruslar olayların baskısı altında Yahudi marksiz- caktır. Yeter "ki bu hak kuvvetle desteklenebilsin: Bu
minden kopup, yırtıcı ve vahşi ifedesiyle ebedî Pa- açların açlıklarını bildirme hakkıdır!
nislâvizmi temsil edeceklerdir. Amerikalılar'a gelin-
ce, üzerinde bulunduğu dalı kesen maymunun zekâ- Evet! İki büyük harbin içine daldırdığı bu zalim
sına sahip olan bu millet, New York Yahudisinin dünyada yaşama şansına sahip olacak beyaz millet-
boyunduruğunu silkmeye muvaffak olamazsa. Eh! ler, acıya dayanıklı, mücadele etmek cesaretini
herhalde akıllanacak yaşa varmadan batacaktır. ümitsizlik içinde dahi gösteren ve bu hasletleri ölü-
me kadar muhafaza edebilecek milletlerdir. Bu de-
Bu kadar maddî kudreti, o kadar ruhî zaafla bir- ğerleri muhafaza etmek talihi, kendilerinden hare-
leştiren Amerikalılar, gövde büyümesi hastalığına kete geçerek, işgalci Yahudi ideolojisini bünyelerin-
tutulmuş çocuklar gibidirler; İnsanın "acaba o kadar den uzaklaştıran milletlere nasip olacaktır.
çabuk meydana geldiği gibi yine öyle kaybolmaya
mahkûm olan bir mantar - medeniyet karşısında
mıyım?" diye soracağı geliyor. SON
Şayet Kuzey Amerika kendine büyük, ama boş
prensipler ve sözüm ona Hıristiyanlık ilmi üzerine
« 101 •
•100'
KONU İLE İLGİLİ BİRKAÇ. ÖNEMLİ
TARİH

12 Mart 1938

Alman ordularının Avusturya'ya girişi


Fiili İş gal.
29 Eylül 1938
Münih
Konferansı. 23
Ağustos
1939
Alman - Sovyet sadırmazlık paktının
imza edilmesi.
l Eylül 1939
Almanya'nın Polonya'ya hücumu.
Savaş başlı-
yor.
3 Eylül 1939
İngiltere ve Fransa'nın Almanya'ya savaş
ilânı. 28 Ekim 1940
İtalyan - Yunan savaşının başlaması.

'103'
Siyasi Vasiyetim

16 Eylül 1940
Birleşik Amerika'da "Ödünç ve Kiralama" ka-
nununun kabulü.
7 Aralık 1941
Pearlharbour'daki Amerikan donanmasının Ja-
ponlar tarafından imhası. A.B.D.'nin harbe girişi
22 Haziran 1941
Alman ordularının Sovyetlere hücumu.
7 Mayıs 1945
Almanya'nın teslimi.
6 Ağustos 1945
Hiroşima'ya atom bombalarının atılışı.
8 Ağustos 1945
Nagazaki'ye atom bombasının atılışı.
21 Eylül 1945
Japonya'nın teslimi.

•1 04 »